<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadın Doğum</title>
	<atom:link href="http://www.dogum.gen.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dogum.gen.tr</link>
	<description>Kadın Doğum Hakkında Herşey..</description>
	<lastBuildDate>Wed, 04 Aug 2010 22:29:41 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Süt gerçekten korur mu?</title>
		<link>http://www.dogum.gen.tr/sut-gercekten-korur-mu.html</link>
		<comments>http://www.dogum.gen.tr/sut-gercekten-korur-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 22:29:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogum.gen.tr/?p=141</guid>
		<description><![CDATA[

Memorial Şişli Hastanesi Kadın  Hastalıkları ve Doğum Bölümü&#8217;nden Op. Dr. Remzi Aydın, bu  soruların  yanıtlarını verdi&#8230;
Gebeliğin son aylarından itibaren prolaktin hormonunun kandaki  seviyesinde artış olur ve bununla beraber meme dokusunda süt üretimi  başlar. Bu hormon kafatası içinde beyinin hemen altında bulunan hipofiz  adlı bezden salgılanır. Doğumun gerçekleşmesi ile beraber [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/gebelik-sonrasi-sut-nasil-korunur.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Gebelik sonrası süt nasıl korunur?'>Gebelik sonrası süt nasıl korunur?</a> <small> Gebeliğin son aylarından itibaren prolaktin hormonunun kandaki seviyesinde artış...</small></li></ol>

Related posts brought to you by <a href='http://mitcho.com/code/yarpp/'>Yet Another Related Posts Plugin</a>.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- ALL ADSENSE ADS DISABLED -->
<p><span><strong>Memorial Şişli Hastanesi Kadın  Hastalıkları ve Doğum Bölümü&#8217;nden Op. Dr. Remzi Aydın</strong>, bu  soruların  yanıtlarını verdi&#8230;</p>
<p>Gebeliğin son aylarından itibaren prolaktin hormonunun kandaki  seviyesinde artış olur ve bununla beraber meme dokusunda süt üretimi  başlar. Bu hormon kafatası içinde beyinin hemen altında bulunan hipofiz  adlı bezden salgılanır. Doğumun gerçekleşmesi ile beraber gerek dokunsal  uyarılar, gerekse bebeğin meme başını emme hareketleri okstosin denilen  hormon kana salgılanarak süt kanallarında biriken sütün dışarı  çıkmasını sağlar.</p>
<p>Bebeğin düzenli olarak emzirilmesi, bu sürecin devamını sağlamakla  beraber süt üretimi için gerekli olan prolaktin hormonunun kandaki  seviyesini yükseltir. Bu hormonun bir diğer görevi de bir bebeğin  varlığını vücudun tüm organlarına, tabii ki overlere de duyurmaktır. Bu  duyuruyu düzenli olarak alan yumurtalık, yeni bir gebeliğe yol  açabilecek yumurtlama faaliyetine son verir. Cinsel istek azalır. Vagen  kuruluğu gelişir. Bütün bu gelişmenin ana amacı büyüyen yeni nesli  korumaktır. Bu nedenle &#8220;Süt korur&#8221; demek mümkündür.</p>
<p><strong>BU YÖNTEMLE KORUNMANIN %98 &#8211; 99 ARASINDA BAŞARI OLDUĞU BİLDİRİLMİŞTİR</strong></p>
<p>Ancak bu başarı oranını yakalamak için;</p>
<p>*	Anne bebeği beslemek için ek gıda ve su kullanmamalı,<br />
*	Emzirme aralıkları gündüz 4, gece ise 6 saatten fazla olmamalı,<br />
*	Lohusalık kanamalarının bitmesinin ardından aybaşı kanamaları  başlamamış olmalıdır.</p>
<p><strong>&#8220;EKOLOJİK EMZİRME&#8221; İLE BAŞARI ORANINI YÜKSELTEBİLİRSİNİZ </strong></p>
<p>İlk 6 aydan sonra başarı oranı belirgin olarak düşer. Başarı oranını,  ilerleyen zamanlarda da yüksek tutabilmek için bazı kriterler  belirlenmiştir. Bunlar karşılandığında ilk 6 aydan sonra, ilk adet  görülünceye kadar olan başarı oranı %94 olarak bildirilmiştir. Ortalama  olarak adet görmeye başlama 14 ay olarak bildirilmiştir. Bu kriterlerin  karşılandığı doğum kontrol yöntemi de <strong>&#8220;EKOLOJİK EMZİRME&#8221;</strong> yöntemi  olarak adlandırılmıştır. Belirlenen toplam 7 kriter şunlardır.</p>
<p>1.	Doğumdan sonraki ilk 56 gün hariç, vaginal kanama olmamalıdır.<br />
2.	Emzirme ilk 6 ay için bebeğin tek beslenme kaynağı olmalıdır. Pompa  kullanılmamalı, su dahi verilmemelidir.<br />
3.	Emzik kullanılmamalıdır. Bebeği sakinleştirmek için emzirme tercih  edilmelidir.<br />
4.	Emzirme mümkün olduğunca sık ve uzun olmalıdır. Programlı aralıklarla  emzirme yöntemi uygulanmamalıdır. Bebek her istediğinde meme  verilmelidir.<br />
5.	Bebek gece anne ile beraber uyumalıdır. Fakat yapılan araştırmalar  &#8220;ani bebek ölümü sendromunun&#8221; aynı yatakta uyuma ile artış görüldüğü  bildirilmiş olduğu için ya gerekli olan önlemler alınmalı veya yatağın  yanında ayrı bir bebek yatağında yatırılmalıdır.<br />
6.	Annenin gündüz de bebek ile beraber aralıklarla uyuması  sağlanmalıdır. Anne ile bebeğin dokunsal beraberliğinin prolaktin hormon  miktarını arttırdığı gösterilmiştir.<br />
7.	Bebek bakımı ile anne primer olarak ilgilenmelidir. Bir bakıcının  uzun süreler ile bebek ile ilgilenmesi annenin bebekten uzaklaşmasına  yol açabilir.</p>
<p>Fakat bütün bunların karşılanmasına rağmen en azından %6 başarısızlık  oranı olduğu unutulmamalıdır. Her bünyenin duyarlılığı farklı  olabileceği gibi bazen herhangi bir nedenle (işe başlama, meme başı  çatlakları, <strong>bebeğin hastalıkları gibi) süt verme frekansı düştüğünde  yumurtalığın çalışmaya başlaması sürpriz bir gebeliğe yol açabilir.</strong> Bu nedenle eğer bu tür sürprizleri istemiyorsanız siz, siz olun uzman  doktorunuza danışarak sizi üzmeyecek başka bir doğum kontrol metodunu  kullanın.</span></p>
<p><span>Kaynak: E-kolay<br />
</span></p>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/gebelik-sonrasi-sut-nasil-korunur.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Gebelik sonrası süt nasıl korunur?'>Gebelik sonrası süt nasıl korunur?</a> <small> Gebeliğin son aylarından itibaren prolaktin hormonunun kandaki seviyesinde artış...</small></li></ol></p>
<p>Related posts brought to you by <a href='http://mitcho.com/code/yarpp/'>Yet Another Related Posts Plugin</a>.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogum.gen.tr/sut-gercekten-korur-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik sonrası süt nasıl korunur?</title>
		<link>http://www.dogum.gen.tr/gebelik-sonrasi-sut-nasil-korunur.html</link>
		<comments>http://www.dogum.gen.tr/gebelik-sonrasi-sut-nasil-korunur.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 22:22:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogum.gen.tr/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[


Gebeliğin  son aylarından itibaren prolaktin hormonunun kandaki seviyesinde artış  olur ve bununla beraber meme dokusunda süt üretimi başlar. Bu hormon  kafatası içinde beyinin hemen altında bulunan hipofiz adlı bezden  salgılanır. Doğumun gerçekleşmesi ile beraber gerek dokunsal uyarılar,  gerekse bebeğin meme başını emme hareketleri okstosin denilen hormon  kana salgılanarak süt [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/sut-gercekten-korur-mu.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Süt gerçekten korur mu?'>Süt gerçekten korur mu?</a> <small> Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü&#8217;nden Op....</small></li></ol>

Related posts brought to you by <a href='http://mitcho.com/code/yarpp/'>Yet Another Related Posts Plugin</a>.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- ALL ADSENSE ADS DISABLED -->
<div id="news_content">
<p>Gebeliğin  son aylarından itibaren prolaktin hormonunun kandaki seviyesinde artış  olur ve bununla beraber meme dokusunda süt üretimi başlar. Bu hormon  kafatası içinde beyinin hemen altında bulunan hipofiz adlı bezden  salgılanır. Doğumun gerçekleşmesi ile beraber gerek dokunsal uyarılar,  gerekse bebeğin meme başını emme hareketleri okstosin denilen hormon  kana salgılanarak süt kanallarında biriken sütün dışarı çıkmasını  sağlar. Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden  Op. Dr. Remzi Aydın anlatıyor.</p>
<p><strong>Süt korur mu?</strong></p>
<p>Bebeğin  düzenli olarak emzirilmesi, bu sürecin devamını sağlamakla beraber süt  üretimi için gerekli olan prolaktin hormonunun kandaki seviyesini  yükseltir. Bu hormonun bir diğer görevi de bir bebeğin varlığını vücudun  tüm organlarına, tabii ki overlere de duyurmaktır. Bu duyuruyu düzenli  olarak alan yumurtalık, yeni bir gebeliğe yol açabilecek yumurtlama  faaliyetine son verir. Cinsel istek azalır. Vagen kuruluğu gelişir.  Bütün bu gelişmenin ana amacı büyüyen yeni nesli korumaktır. Bu nedenle  “Süt korur” demek mümkündür.</p>
<p>BU YÖNTEMLE KORUNMANIN % 98 &#8211; 99  ARASINDA BAŞARI OLDUĞU BİLDİRİLMİŞTİR.</p>
<p><strong>Ancak bu başarı  oranını yakalamak için;</strong></p>
<ul>
<li>Anne bebeği beslemek  için ek gıda ve su kullanmamalı,</li>
<li>Emzirme aralıkları gündüz 4,  gece ise 6 saatten fazla olmamalı,</li>
<li>Lohusalık kanamalarının  bitmesinin ardından aybaşı kanamaları başlamamış olmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong>“EKOLOJİK  EMZİRME” İLE BAŞARI ORANINI YÜKSELTEBİLİRSİNİZ</strong></p>
<p>İlk 6  aydan sonra başarı oranı belirgin olarak düşer. Başarı oranını,  ilerleyen zamanlarda da yüksek tutabilmek için bazı kriterler  belirlenmiştir. Bunlar karşılandığında ilk 6 aydan sonra, ilk adet  görülünceye kadar olan başarı oranı % 94 olarak bildirilmiştir. Ortalama  olarak adet görmeye başlama 14 ay olarak bildirilmiştir. Bu kriterlerin  karşılandığı doğum kontrol yöntemi de “EKOLOJİK EMZİRME” yöntemi olarak  adlandırılmıştır. Belirlenen toplam 7 kriter şunlardır.</p>
<p><strong>1.</strong> Doğumdan sonraki ilk 56 gün hariç, vaginal kanama olmamalıdır.</p>
<p><strong>2.</strong> Emzirme ilk 6 ay için bebeğin tek beslenme kaynağı olmalıdır. Pompa  kullanılmamalı, su dahi verilmemelidir.</p>
<p><strong>3.</strong> Emzik  kullanılmamalıdır. Bebeği sakinleştirmek için emzirme tercih  edilmelidir.</p>
<p><strong>4.</strong> Emzirme mümkün olduğunca sık ve  uzun olmalıdır. Programlı aralıklarla emzirme yöntemi uygulanmamalıdır.  Bebek her istediğinde meme verilmelidir.</p>
<p><strong>5.</strong> Bebek gece anne ile beraber uyumalıdır. Fakat yapılan araştırmalar “ani  bebek ölümü sendromunun” aynı yatakta uyuma ile artış görüldüğü  bildirilmiş olduğu için ya gerekli olan önlemler alınmalı veya yatağın  yanında ayrı bir bebek yatağında yatırılmalıdır.</p>
<p><strong>6.</strong> Annenin gündüz de bebek ile beraber aralıklarla uyuması sağlanmalıdır.  Anne ile bebeğin dokunsal beraberliğinin prolaktin hormon miktarını  arttırdığı gösterilmiştir.</p>
<p><strong>7.</strong> Bebek bakımı ile  anne primer olarak ilgilenmelidir. Bir bakıcının uzun süreler ile bebek  ile ilgilenmesi annenin bebekten uzaklaşmasına yol açabilir.</p>
<p>Fakat  bütün bunların karşılanmasına rağmen en azından % 6 başarısızlık oranı  olduğu unutulmamalıdır. Her bünyenin duyarlılığı farklı olabileceği gibi  bazen herhangi bir nedenle ( işe başlama, meme başı çatlakları, bebeğin  hastalıkları gibi) süt verme frekansı düştüğünde yumurtalığın çalışmaya  başlaması sürpriz bir gebeliğe yol açabilir. Bu nedenle eğer bu tür  sürprizleri istemiyorsanız siz, siz olun uzman doktorunuza danışarak  sizi üzmeyecek başka bir doğum kontrol metodunu kullanın.</p>
<p>Kaynak: İnternethaber</p>
</div>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/sut-gercekten-korur-mu.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Süt gerçekten korur mu?'>Süt gerçekten korur mu?</a> <small> Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü&#8217;nden Op....</small></li></ol></p>
<p>Related posts brought to you by <a href='http://mitcho.com/code/yarpp/'>Yet Another Related Posts Plugin</a>.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogum.gen.tr/gebelik-sonrasi-sut-nasil-korunur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstediğiniz zamanda  hamile kalın</title>
		<link>http://www.dogum.gen.tr/istediginiz-zamanda-hamile-kalin.html</link>
		<comments>http://www.dogum.gen.tr/istediginiz-zamanda-hamile-kalin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jul 2010 05:12:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogum.gen.tr/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[

Eğer bu yöntemi bilirseniz istenmeyen gebeliklerden kurtulur,  istediğiniz ayda hamile kalabilirsiniz.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr.  Burcu Arslan, gebeliğe en elverişli günlerin  nasıl hesaplanacağını anlattı.
Bir  kadının hamile kalabilmesi için  yumurtalıklarında düzgün bir yumurta  oluşması, bu yumurtayı yumurtlaması ( ovulasyon ) ve yumurtlanarak  overlerden (yumurtalıklardan) atılan bu yumurtanın [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/hangi-kadinlar-daha-zor-hamile-kalir.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Hangi kadınlar daha zor hamile kalır?'>Hangi kadınlar daha zor hamile kalır?</a> <small> Ne kadar süre hamile kalınamazsa doktora başvurulmalı? Önceden düşük...</small></li></ol>

Related posts brought to you by <a href='http://mitcho.com/code/yarpp/'>Yet Another Related Posts Plugin</a>.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- ALL ADSENSE ADS DISABLED -->
<p><strong>Eğer bu yöntemi bilirseniz istenmeyen gebeliklerden kurtulur,  istediğiniz ayda hamile kalabilirsiniz.</strong></p>
<p><strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr.  Burcu Arslan, gebeliğe en elverişli günlerin  nasıl hesaplanacağını anlattı.</strong></p>
<p>Bir  kadının hamile kalabilmesi için  yumurtalıklarında düzgün bir yumurta  oluşması, bu yumurtayı yumurtlaması ( ovulasyon ) ve yumurtlanarak  overlerden (yumurtalıklardan) atılan bu yumurtanın tüpler tarafından  yakalanılarak tüplerde sperm ile döllenmesi lazımdır.</p>
<p>Bir adetin  ilk günü ile sonraki adetin ilk günü  arasındaki süre kadının adet  döngüsüdür (çoğu kadında bu süre 28 gündür).</p>
<p><strong>Nasıl bir  hesaplama yapmalı?<br />
</strong><br />
Bu süre hesaplandıktan sonra bulunan  rakamdan 14 gün çıkarılır ve bu şekilde ortaya çıkan rakam bize adetin  birinci gününden itibaren hesaplanmak koşuluyla yumurtlamanın olacağı tarihi verir.</p>
<p>Kadının en fertil (gebeliğe  en elverişli) günleri yumurtlamanın olduğu gün ve bundan önceki üç  gündür. Gebe kalma olasılığını hesaplarken spermlerin üç gün süreyle  canlı kalabildiklerini ve yumurtanın da 24 saat  canlılığını koruduğunu unutmamak gerekir.</p>
<p>&#8220;Emin günleri&#8221;  hesaplamak amacıyla, spermlerin canlı kaldıkları süreyi yumurtlama  periyodunun ilk kısmına, yumurtanın canlı kalacağı günü ise yumurtlama  periyodunun son kısmına eklemek gerekir . Buna göre 30 günlük periyotta  emin devre ilk yarıda 11. güne kadar devam eder. İkinci yarıda ise emin devre 21.  gün başlar.</p>
<p>Bu sayıların akılda kalması kolaydır. Çünkü her iki günde de bir sayısı  vardır. Bu kural her türlü adet periyotlarına uygulanır. Örneğin 32  günlük periyotta emin günler birinci devrede 13. güne kadar devam eder  ve ikinci yarının 23. gününde yeniden başlar. 28 günlük periyotta bu  sayılar 9. ve 19. günlerdir. Böylece kadının kendi  döllenme tehlikesi olmayan günlerini hesaplaması çok  kolaylaşır.</p>
<p>Kadın teorik olarak adet döngüsünün her gününde gebe  kalabilir. Adet görülen günlerde ve adetten hemen birkaç gün  öncesindeki günlerde gebe kalma olasılığı oldukça düşük olmakla beraber bu olasılık hiçbir zaman sıfır değildir. Takvim yöntemi  kullanılacaksa bu gerçek göz önünde  bulundurulmalı ve adet gecikmesi olduğunda gebelik olasılığı  araştırılmalıdır.</p>
<p>Özellikle hamile kalmak isteyen bayanların  ovülasyon günlerini daha kolay tespit  etmelerini sağlacak bir yol daha var. Hamilelik  şanısını artıran yumurtlama dönemlerinin tespitinde Tükürükten Ovulasyon  Testi’ni kullanabilirler.Amerikadan gelen Avrupa  Normlarına uygunluk belgelerine sahip  olan test T.C.Sağlık Bakanlığı onaylıdır.</p>
<p>Test, istenildiği zaman  ve her yerde kullanılabilme pratiği sağlıyor, sınırsız kullanım  özelliğiyle de ekonomik bir tercih sunuyor.Bu testi eczanelerden temin  edebilirsiniz.</p>
<p>Kaynak:  İnternethaber</p>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/hangi-kadinlar-daha-zor-hamile-kalir.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Hangi kadınlar daha zor hamile kalır?'>Hangi kadınlar daha zor hamile kalır?</a> <small> Ne kadar süre hamile kalınamazsa doktora başvurulmalı? Önceden düşük...</small></li></ol></p>
<p>Related posts brought to you by <a href='http://mitcho.com/code/yarpp/'>Yet Another Related Posts Plugin</a>.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogum.gen.tr/istediginiz-zamanda-hamile-kalin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte yüksek tansiyona dikkat!</title>
		<link>http://www.dogum.gen.tr/hamilelikte-yuksek-tansiyona-dikkat.html</link>
		<comments>http://www.dogum.gen.tr/hamilelikte-yuksek-tansiyona-dikkat.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 00:28:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik Sorunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogum.gen.tr/?p=134</guid>
		<description><![CDATA[

Hamilelikte yüksek tansiyon hem anne hem de bebek için tehlikeli. Gebelik zehirlenmesi olarak da bilinen hamilelik tansiyonu için en riskli dönem 27’inci haftadan sonra başlıyor. Sabahları yüzde ve göz kapaklarında şişme hastalığın en önemli belirtisi
27’inci haftada bebek, anne karnında ne durumdadır? 
Dr. Alper Mumcu: Eğer rahim içine bir kamera yerleştirmek ya da direkt olarak gözlemek [...]


No related posts.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- ALL ADSENSE ADS DISABLED -->
<p><em><strong>Hamilelikte yüksek tansiyon hem anne hem de bebek için tehlikeli. Gebelik zehirlenmesi olarak da bilinen hamilelik tansiyonu için en riskli dönem 27’inci haftadan sonra başlıyor. Sabahları yüzde ve göz kapaklarında şişme hastalığın en önemli belirtisi</strong></em></p>
<p><strong>27’inci haftada bebek, anne karnında ne durumdadır? </strong></p>
<p><strong>Dr. Alper Mumcu:</strong> Eğer rahim içine bir kamera yerleştirmek ya da direkt olarak gözlemek mümkün olabilseydi, bebeğin gözlerini görebilirdiniz. Bebeğin göz rengi bu haftada bellidir. Bebek göz açıp kapamaya başlar. Beyin olgunlaşması hızla devam eder ve sese verdiği tepkiler iyice artar. Boyu 25 santimetreye yaklaşır ve kilosu 1000 gram civarındadır.</p>
<p><strong>Anne adayı neler yaşar? </strong><br />
<strong><br />
Dr. Alper Mumcu:</strong> İkinci trimesterın sonu olan 27’nci haftada solunum ve uyku problemleri yaşayabilir. Özellikle yatınca nefes darlığı ortaya çıkabilir. Bu durum bebeğe herhangi bir zarar vermez ancak anne adayı daha rahat edebilmek için geceleri yatarken yastık sayısını artırabilir. Çoğu anne adayı bu dönemlerde uykunun dinlenmeden çok sıkıntı yarattığını söyler. Bilinç altında yaşanan endişeler uykuda kabus olarak kendini gösterebilir. Hatta uykuya dalmada büyük zorluklar yaşanabilir. Tecrübeli anne adayları yatmadan önce yarım saatlik bir yürüyüşün çok faydalı olduğunu iddia ediyor. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da kan basıncı. Gerçi doktor her kontrolde tansiyon ölçer ancak anne adayı da 3-4 günde bir bunu tekrarlamalı. Çünkü halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak da bilinen preeklempsi (hamilelik hipertansiyonu) için en riskli dönem başlar. Rutin kontrollerde yapılan ultrason incelemelerinde artık bebek bir bütün olarak görülmez. Bebek bütün olarak değil kısım kısım incelenir. Yapılan ölçümlerle kilosu gerçeğe yakın ölçülerde tahmin edilebilir.</p>
<p><strong>28’inci haftada neler olur? </strong></p>
<p><strong>Dr. Alper Mumcu:</strong> Bu haftayla birlikte gebeliğin en zor dönemlerinden biri olan üçüncü trimester yani son üç aya girilmiş olur. Bu haftada bebek hızla büyümeye devam edecek ve rahim içini mümkün olduğunca dolduracak. Rahim büyüklüğü neredeyse kaburgaların seviyesine ulaşır. Bu haftada bacaklardaki varislerde artış ve şişme olabilir. Yine hemoroid problemi olan anne adaylarında bu sorun kötüleşebilir, ya da bacaklarda sık sık kramplar ortaya çıkabilir. 28’inci haftada doktor glukoz (şeker) yükleme testi isteyecektir. Bu testin amacı gebelikte ortaya çıkan şeker hastalığını yani gestasyonel diyabeti araştırmaktır. Yine bu haftada kan uyuşmazlığı olanlar doktora bunu hatırlatmalı. 28’inci haftada bebek sürekli uyuma ve uyanma dönemleri geçirir. Zaman zaman gözlerini açıp kapayabilir. Kaşları gelişimini tamamlamıştır. Vücudu yağ depolamaya devam eder. Bu yağlar doğduktan sonra kendi vücut ısısını ayarlamada oldukça önemlidir. Anne adayları bu haftada bebekle rahatça konuşabilir, çünkü bebek artık annesinin sesini tanır.</p>
<p><strong>29’uncu haftada anne adayı ve bebekte ne tür  değişiklikler görülür?</strong></p>
<p><strong>Dr. Alper Mumcu: </strong>Bebeğin artık kafası ve gövdesi arasındaki oran normale yakındır. Bebek kendi vücut ısısını ayarlayabilme yeteneğine sahiptir. Kemik iliğinde sürekli kırmızı kan hücreleri yani alyuvar üretir. Gözleri ise hareket etmeye başlar. 29’uncu haftaya gelindiğinde anne adayları hamileliği artık iyice hissetmeye başlar. Bu haftalarda karın cildinde kaşınmalar hissedilmesi normal. Bunun yanı sıra karın içi basıncındaki ve dolaşım sistemindeki değişikliklerin sonucunda hemoroid (basur) problemi görülebilir. Ayrıca nefes darlığı, midede yanma, bacaklarda kramplar gibi yakınmalar ortaya çıkabilir. Bunların hepsi geçicidir ve tedaviyle üstesinden gelinebilir.</p>
<p><strong>ASPRİN RİSKİ AZALTIYOR<br />
</strong><strong><br />
Hamilelik hipertansiyonu nedir? </strong></p>
<p>Halk arasında gebelik zehirlenmesi diye bilinen bu hastalığa biz tıp dilinde preeklempsi deriz. Hipertansiyon diyebilmek için bazı kriterler var. Büyük tansiyonda 30 mmHg’lik veya diastolik adi verilen küçük tansiyonda 15 mm Hglık artış ya da kan basıncının 140/90 mmHg’nın üstünde olması hipertansiyon olarak adlandırılır.</p>
<p><strong>Kaçıncı haftada ortaya çıkar? </strong></p>
<p>Hamilelik hipertansiyonu 20’inci haftadan sonra ortaya çıkar ve idrarda protein atımı ya da ödemle birlikte görülür. Kendi içinde hafif, orta, şiddetli ve eklempi olarak 4 sınıfa ayrılır. Gebelik hipertansiyonu her 100 hamileden 10’unda görülür. Şiddetli gebelik hipertansiyonunun görülme sıklığı yüzde 1, en ağır formu olan eklemsi 1000’de 1’dir.</p>
<p><strong>Kimler risk altında? </strong></p>
<p>Daha önceden gebelik hipertansiyonu öyküsü olanlar, şeker, böbrek hastalığı gibi sistemik hastalığı olanlar, çok genç ya da 35 yaşın üzerinde olanlar, çoğul gebeliği olanlar risk altınadır. Nedeni tam olarak bilinmediği için ileride gebelik hipertansiyonu gelişip gelişmeyeceğini önceden saptamak pek mümkün değil.<br />
<strong><br />
Belirtileri neler?</strong></p>
<p>Çoğu zaman hafif hipertansiyon bir belirti vermez, rutin kontroller sırasında fark edilir. Ellerde ve ayaklarda şişmeler, yüzüklerin dar gelmesi en sık rastlanılan şikayettir. Özellikle sabahları uyanıldığında yüzde ve göz kapaklarında şişme ilk belirti olabilir. Yüksek tansiyon annede kasılmalara, beyin kanamasına ve körlüğe neden olabilir. Böbreklerdeki hasara bağlı olarak böbrek yetmezliği ortaya çıkabilir. Yine kalp yetmezliğine, karaciğer problemlerine sebep olabilir. Bebekte ise en sık karşılaşılan sorun gelişme geriliğidir.</p>
<p><strong>Tedavi edilebilir mi? </strong></p>
<p>Hafif ve orta derecede gebelik hipertansiyonu takiple uygun gebelik yaşına kadar getirilebilir. Şiddetli vakalarda amaç kasılmaların önlenmesidir. Bu amaçla hasta hastaneye yatırılır ve değişik tedaviler başlanır. Hastalığı önlemek için risk altındaki gebelerde düşük doz aspirin tedavisi giderek popüler hale geliyor. Eğer gebelik öncesinden beri var olan bir kronik hipertansiyon varsa bu durumda yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar kullanılabilir.</p>
<p>Kaynak: Posta Gazetesi</p>


<p>No related posts.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogum.gen.tr/hamilelikte-yuksek-tansiyona-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sezaryen mi normal doğum mu?</title>
		<link>http://www.dogum.gen.tr/sezaryen-mi-normal-dogum-mu-3.html</link>
		<comments>http://www.dogum.gen.tr/sezaryen-mi-normal-dogum-mu-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 00:24:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğum Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogum.gen.tr/?p=132</guid>
		<description><![CDATA[

Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Alper Mumcu, hamileliğin ilk ayından doğuma kadar olan süreci anlatıyor&#8230;
Uzmanlar ‘Sezaryen mi, normal doğum mu?’ sorusunu “Eğer tıbbi bir sorun yoksa normal doğum tercih edilmeli” diye yanıtlıyor. Bebeğin fazla iri olması, rahimde yan pozisyonda durması ve kordon sarkması sezaryeni zorunlu kılıyor
39’uncu haftada gebelik nasıldır? 
Dr. Alper Mumcu: [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/sezaryen-mi-normal-dogum-mu.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Sezaryen mı Normal doğum mu ?'>Sezaryen mı Normal doğum mu ?</a> <small> Sezaryen ya da normal doğum, anne ve baba adaylarının...</small></li><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/sezaryen-mi-normal-dogum-mu-2.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Sezaryen mi normal doğum mu?'>Sezaryen mi normal doğum mu?</a> <small> Bir anne adayının en zor kararıdır. Peki hangi durumda...</small></li></ol>

Related posts brought to you by <a href='http://mitcho.com/code/yarpp/'>Yet Another Related Posts Plugin</a>.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- ALL ADSENSE ADS DISABLED -->
<p><strong>Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Alper Mumcu, hamileliğin ilk ayından doğuma kadar olan süreci anlatıyor&#8230;</strong></p>
<p><em><strong>Uzmanlar ‘Sezaryen mi, normal doğum mu?’ sorusunu “Eğer tıbbi bir sorun yoksa normal doğum tercih edilmeli” diye yanıtlıyor. Bebeğin fazla iri olması, rahimde yan pozisyonda durması ve kordon sarkması sezaryeni zorunlu kılıyor</strong></em></p>
<p><strong>39’uncu haftada gebelik nasıldır? </strong></p>
<p><strong>Dr. Alper Mumcu:</strong> Oksijen ve besin maddelerini bebeğe taşıyan göbek kordonunun uzunluğu yaklaşık 50, kalınlığı ise 1.3 santimetre civarındadır. Bebeğin ağırlığı 3 kilonun üzerindedir ve rahimin büyük bir kısmını doldurur. Anne adayından geçen antikorlar bebeğin doğum sonrası en az 6 ay süreyle enfeksiyonlara karşı mücadelesinde yardımcı olacaktır. Son haftada amniyon zarı her an açılabilir ve anne adayının suları gelebilir.</p>
<p><strong>40’ıncı haftada neler olur? </strong></p>
<p>Dr. Alper Mumcu: Anne adayı herhangi bir ağrı hissetmese de rahim ağzı yavaş yavaş açılmaya başlamış olabilir. Normal sancıların başlamasıyla rahim ağzındaki açıklık ve incelme de artmaya başlar. Açıklık 10 santimetre olduğunda doğumun ilk evresi tamamlanmıştır. Daha sonra ikinci evre yaşanır ve bebek dünyaya ‘Merhaba’ der.<br />
<strong><br />
Hamilelik  41’inci haftaya sarkabilir mi? </strong><br />
<strong><br />
Dr. Alper Mumcu:</strong> Evet. Bunda beklenen doğum tarihinin hatalı hesaplanması rol oynayabilir. Son adet kanamasının başladığı günden eminseniz ve bebeğinizin ölçümleri de tüm gebeliğiniz boyunca bu tarihle uyumlu olarak saptandıysa gerçekten bebeğiniz geç kalmış demektir. Özellikle ilk bebeğini bekleyenlerde doğum gecikebilir. Bu haftadan sonra doktor anne adayını daha sık, hatta 3 günde bir görmek isteyebilir.</p>
<p>Her kontrolde ultrason ile bebeğin hareketlerini takip edip, amniyon sıvısının miktarını kontrol edilir ve daha sonra non stress test uygulanır. Genelde bebeklerde sorun yaşanmazken anne adaylarında yorgunluk ve bıkkınlık gözlenir. Miat dolduktan sonra bebeğin amniyon sıvısı giderek azalabilir. Bu durum göbek kordonunun sıkışmasına ve bebeğe giden kan ve oksijen miktarında azalmaya neden olabileceğinden önemlidir.</p>
<p>Doktor doppler ultrasonografi ile bebeğe giden kan akımlarında bir düşüş olup olmadığını kontrol eder. Aynı şekilde plasentada da yaşlanma belirtileri ve fonksiyon kaybı ortaya çıkabilir. Bebek artık daha fazla yağ biriktirmediğinden Eİkilosu azalabilir. Anne adayları bebek hareketlerini mutlaka saymalı.</p>
<p><strong>SANCI 15-20 DAKİKA ARALIKLARLA GELİYOR<br />
</strong></p>
<p><strong>Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Başkanı Dr. Cihangir Yılanlıoğlu anlattı:</strong></p>
<p><strong>Normal doğum nedir? </strong></p>
<p>Bebeği annenin doğum kanalı yoluyla dünyaya getirmesidir. 3 evreye ayrılır. 1, sancıların başlamasından açıklığın tam olmasına kadar süren ilk evre. 2, bebeğin doğuşu. 3, plasentanın (eş) doğuşu.</p>
<p><strong>Doğum ne zaman başlar? </strong></p>
<p>Doğumun 3 önemli belirtisi var: 1) Nişan: Sancılar başlamadan önce gelen az miktarda kanlı, yapışkan veya jöle görünümünde az bir akıntıdır. 2) Sancılar: Belin alt orta kısmında başlayıp her iki taraftan kasıklara iner. Sancının en önemli özelliği, belli aralıklarla tekrar etmesidir. Başlangıçta 15-20 dakika aralıklarla gelir ve en az 20 saniye kadar sürer. 3) Suların gelmesi: Bebeğin içinde bulunduğu su kesesi genellikle doğum yaklaşıncaya kadar bütünlüğünü korur. Bu durumda hekim ya da ebe tarafından açılır. Ama bazen su kesesi sancı ve nişan gibi belirtilerden önce kendiliğinden açılabilir. Bu durumda hasta aniden bardaktan dökülmüş gibi bir ıslaklık hisseder. Önemli bir belirtidir, hemen hastaneye başvurmak gerekir.</p>
<p><strong>Normal doğumun avantajları neler? </strong></p>
<p>Günlük hayata dönüş daha hızlı olur. Sezaryen sonrası hareketler daha kısıtlıdır. Normal doğumdan sonra vücudun özellikle de karnın şekle girmesi sezaryene oranla daha iyi ve çabuk olur. Normal doğumdan sonra dikiş yapılmışsa biraz ağrı olabilir, ancak neredeyse tamamen ağrısız bir lohusalık dönemi vardır. Sezaryende ise ağrı ilk gün biraz rahatsız edicidir ve kuvvetli bir ağrı kesici gerektirir.</p>
<p>Sezaryen çoğunlukla genel anestezi altında gerçekleştirilir. Genel anestezide çok nadir de olsa (10 binde 1) annenin hayati riski var. Bir başka önemli nokta da şu: Birçok anne sezaryen olduktan sonra bebeğin doğum anına şahit olamama ve hemen o anda bebeği kucağına alamamanın eksikliğini dile getirir. Ayrıca sağlıklı bebeklerde doğumdan sonra kısa süren bir solunum sıkıntısı ortaya çıkabilir. ‘Yenidoğanın geçici takipnesi’ dediğimiz bu sorun sezaryende daha sık görülür.<br />
<strong><br />
Ne zaman sezaryen uygulanmalı?<br />
</strong><br />
Plasenta (eş) bebekten önce geliyorsa, bebek annenin doğum kanalına göre fazla iriyse, bebek rahimde yan pozisyonda duruyorsa ve kordon sarkması varsa sezaryen uygulanır. Doğum biliminde relatif (göreceli) dediğimiz bazı gereklilik halleri de var. Örneğin bebeğin ters gelmesi, özellikle ilk doğumda sezaryen nedeni sayılır. Ancak bebeğin ağırlığına bağlı olarak bazı doğumcular vajinal doğuma gidebilir. Hiçbir sorun olmasa da, bazen normal doğum sırasında sıkıntılar ortaya çıkabilir.</p>
<p>Örneğin sancılara rağmen bebek ilerlemeyebilir. Bu durumda da sezaryene başvurulur. Modern hastanelerin hepsinde elektronik monitörlerle bebeğin kalp atışları doğum sancıları sırasında takip edilebiliyor. Eğer bebekte bir sıkıntı ortaya çıkarsa, vajinal doğum için uzun süre geçecekse sezaryen yapılmalı.<br />
<strong><br />
Epidural doğum nedir? </strong></p>
<p>Doğum ağrılarını gidermede kullanılan en etkili yöntem. İşlemi şöyle özetleyebiliriz: Bel bölgesine önce lokal anestezi yapılır. Daha sonra bir anestezi uzmanı, omuriliğe birkaç kat uzakta bir aralığa özel bir iğne yapar. İğnenin içinden geçirilen ince bir plastik tüpün ucu bu aralıkta bırakılır ve iğne çekilir. Bu tüpten birkaç saatte bir ihtiyaca göre ilaç verilir. Böylece sancıların başlamasından doğuma kadar geçen ilerleme süresi boyunca, doğum sırasında ve doğum sonrasında ağrı duyusu engellenmiş olur.</p>
<p>İşlem sırasında ağrı hissedilmez. Bu yöntem ağrıyı kesmek için kullanılır, rahim kasılmalarını engellemez. Dolayısıyla doğumu geciktirmez. Epidural uzman ellerde tamamen emniyetli bir yöntem. Felç gibi bir durum söz konusu değil. Epidural sezaryende de kullanılabilir. Epidural, sezaryen doğumlarda operasyon sonrası ağrıları tamamen engelleyebilir. Sezaryenden sonra annelerin birçoğu bebeklerine hemen dokunamadıkları için eksiklik, üzüntü duyar. Epidural sezaryende ameliyathanede doğan bebek, uyanık olan ama operasyonu hissetmeyen anneye hemen gösterilir.</p>
<p>Kaynak: Posta Gazatesi</p>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/sezaryen-mi-normal-dogum-mu.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Sezaryen mı Normal doğum mu ?'>Sezaryen mı Normal doğum mu ?</a> <small> Sezaryen ya da normal doğum, anne ve baba adaylarının...</small></li><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/sezaryen-mi-normal-dogum-mu-2.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Sezaryen mi normal doğum mu?'>Sezaryen mi normal doğum mu?</a> <small> Bir anne adayının en zor kararıdır. Peki hangi durumda...</small></li></ol></p>
<p>Related posts brought to you by <a href='http://mitcho.com/code/yarpp/'>Yet Another Related Posts Plugin</a>.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogum.gen.tr/sezaryen-mi-normal-dogum-mu-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sezeryan Neden Doktorlar Tarafından Tercih Edilir ?</title>
		<link>http://www.dogum.gen.tr/sezeryan-neden-doktorlar-tarafindan-tercih-edilir.html</link>
		<comments>http://www.dogum.gen.tr/sezeryan-neden-doktorlar-tarafindan-tercih-edilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 23:08:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğum Genel]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Sezeryan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogum.gen.tr/?p=129</guid>
		<description><![CDATA[


Uzmanların çoğu doğum yapmaya hazırlanan anne adaylarının tercihi olan  sezaryen için “ancak tıbbi gerekçeler olması halinde yapılmalı” dese de geçtiğimiz yıllarda yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye’de tıbbi  gerekçelerle yapılan sezaryen oranı yüzde 25’leri buldu. Hiçbir  tıbbi gerekçe olmadan gerçekleşen sezaryen sayısının ise çok daha  yüksek   olduğu belirtiliyor.
HaberTürk&#8217;ün haberine göre, [...]


No related posts.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- ALL ADSENSE ADS DISABLED -->
<div id="news_content">
<p>Uzmanların çoğu doğum yapmaya hazırlanan anne adaylarının tercihi olan  sezaryen için <strong>“ancak tıbbi gerekçeler olması halinde yapılmalı”</strong> dese de geçtiğimiz yıllarda yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye’de tıbbi  gerekçelerle yapılan sezaryen oranı <strong>yüzde 25’leri</strong> buldu. Hiçbir  tıbbi gerekçe olmadan gerçekleşen sezaryen sayısının ise çok daha  yüksek   olduğu belirtiliyor.</p>
<p>HaberTürk&#8217;ün haberine göre, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın  Hastalıkları ve  Doğum   Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Faruk Buyru</strong>,  <strong>doktorların haklarında  açılan davalardan çekindikleri için sezaryeni  tercih ettiğini söylüyor ve birçok anne adayıyla doktorun tıbbi gerekçe olmadan  sezaryene yönelmelerinin bazı özel hastanelerdeki oranı yüzde 80’lere  çıkardığına</strong> dikkat çekiyor.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">İri bebek doğumları</span></strong></p>
<p>Anne adaylarının son yıllarda iri bebek doğurmalarına daha sık rastlandığını  belirten Prof. Dr. Buyru sözlerine şöyle devam ediyor: <strong>“Günümüzde  doktorlar, aleyhlerine açılan haklı ya da haksız davalar nedeniyle normal doğum  yerine sezaryeni tercih ediyor. Çünkü iri bebeklerde normal doğum anında meydana  gelen zedelenme sezaryende söz konusu olmuyor.”</strong></p>
<p><strong><span style="color: #990000;">Tıbbi gerekçe şart</span></strong></p>
<p>İnsanların giderek aha az doğum yapması, vajinal doğumdan sonra idrar kaçırma  ve cinsel fonksiyon bozukluğu gibi şikâyetlerin daha fazla dile getirilmesi,  sezaryeni teşvik eden nedenler olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Buyru’ya göre  <strong>tıbbi olarak değerlendirilen bazı durumlarda ise sezaryen tek tercih  haline geliyor; Bebeğin ters ve başının yukarıda olması, yan durması, suyunun  azlığı, tahmini ağırlığının 4 kilogramın üzerine çıkması, annenin şeker veya  tansiyon hastası olması bu nedenler arasında  bulunuyor.</strong></p>
</div>
<div>
<div></div>
<div>Kaynak: İnternethaber</div>
</div>


<p>No related posts.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogum.gen.tr/sezeryan-neden-doktorlar-tarafindan-tercih-edilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hangi kadınlar daha zor hamile kalır?</title>
		<link>http://www.dogum.gen.tr/hangi-kadinlar-daha-zor-hamile-kalir.html</link>
		<comments>http://www.dogum.gen.tr/hangi-kadinlar-daha-zor-hamile-kalir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 May 2010 20:44:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogum.gen.tr/?p=126</guid>
		<description><![CDATA[

Ne kadar süre hamile kalınamazsa doktora başvurulmalı? Önceden düşük yapmış kadınlar daha mı zor hamile kalır ?
Hangi kadınlar daha zor hamile kalır?
Anne adayının aşırı kilolu olması, adetlerinde düzensizlik olması, aşırı uzun veya ağrılı adetler görmesi, sivilce problemi, saç dökülmesi, adet düzensizliği gibi problemleri olması, diyabet hipertansiyon hastası olması, kalp damar sistemi hastalıkları taşıması veya lupus [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/istediginiz-zamanda-hamile-kalin.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: İstediğiniz zamanda  hamile kalın'>İstediğiniz zamanda  hamile kalın</a> <small> Eğer bu yöntemi bilirseniz istenmeyen gebeliklerden kurtulur, istediğiniz ayda...</small></li></ol>

Related posts brought to you by <a href='http://mitcho.com/code/yarpp/'>Yet Another Related Posts Plugin</a>.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- ALL ADSENSE ADS DISABLED -->
<p><strong>Ne kadar süre hamile kalınamazsa doktora başvurulmalı? Önceden düşük yapmış kadınlar daha mı zor hamile kalır ?</strong></p>
<p><strong>Hangi kadınlar daha zor hamile kalır?</strong><br />
Anne adayının aşırı kilolu olması, adetlerinde düzensizlik olması, aşırı uzun veya ağrılı adetler görmesi, sivilce problemi, saç dökülmesi, adet düzensizliği gibi problemleri olması, diyabet hipertansiyon hastası olması, kalp damar sistemi hastalıkları taşıması veya lupus dediğimiz sistemik kollajen doku hastalıklarına sahip olması hamile kalmayı zorlaştıran faktörler arasındadır.</p>
<p><strong>Erken tanı tedaviyi kolaylaştırır</strong><br />
Bu konuda tereddüdü olan ya da kullandığı ilaçların sakıncaları olabileceğini düşünen anne adaylarının bir an önce hekime başvurarak jinekolojik kontrollerinin yaptırması gerçekten çok önemli.</p>
<p>Hormonal düzensizliklerin düzene sokulabilmesi için birtakım medikal ilaç tedavileri, eğer jinekolojik bir problemi varsa miyom gibi, kist gibi rahatsızlıkların cerrahi yöntemlerle çözülmesi sağlanabilir.</p>
<p><strong>Ne kadar süre hamile kalınamazsa doktora başvurulmalı?</strong><br />
Genel olarak kabul edilebilir süre 12 aydır. Döllenebilirlik sağlıklı bir çift için 1 ayda sadece % 25 oranındadır. Bu oran göz önüne alındığında % 85 oranında çift 8-9 ay içerisinde gebe kalabilecektir.<br />
<strong><br />
12 aydan sonra hamile kalamadıysanız doktora başvurun</strong><br />
Bu konuda toplumumuzda çok ciddi aile baskısıyla, çevre baskısıyla çok erkenden doktora başvuran çiftler olabiliyor. Yani 2. veya 3. korunmadığı ayda ‘neden gebelik olmuyor?’ diye doktora başvuran çiftler görüyoruz bazen. Dolayısıyla 12 ayın üzerini çizmemiz çok önemli. Ancak, 12 aydan uzun süredir düzenli ve olması gerektiği gibi, olması gerektiği sıklıkta ilişkide bulunan bir çift gebe kalamıyorsa o zaman acaba bir sorun mu var akla gelir.</p>
<p>Yalnız şunu da söylemek gerekir ki 35 yaşın üzerindeki hastalarımız veya gebe kalmasına engel teşkil eden bir durumu olduğunu bilen hastalarımızın tabi bu 1 yılı beklemeleri gerekmiyor. Onlar zaman kaybetmemek açısından daha kısa sürelerde hekime başvurabilirler.<br />
<strong><br />
Psikolojik nedenler hamile kalmayı zorlaştırır mı?</strong><br />
Ağır stres altında kalmak sebepler arasında. Ağır stresin yumurtlama fonksiyon bozukluğu yaratabildiğiyle ilgili birtakım çalışmalar var. Yine tüplerde geçici spazma yol açabildiği ve buna bağlı olarak olumsuz etkileri olabileceği üzerinde de yayınlar var.<br />
<strong><br />
Psikolojik sorunlar cinsel isteği azaltabilir</strong><br />
Bunun yanı sıra birtakım ağır depresyon geçiren hastalar veya daha ağır psikiyatrik hastalığı olan hastalarda kullanılan ilaçların libido dediğimiz cinsel isteği düşürücü yönde etkileri olabiliyor, bu konuda hani negatif etkilenme söz konusu.</p>
<p>Kullanılan bazı ilaçlar sırasında gebeliğe bizim izin vermediğimiz durumlar da olabiliyor. Dolayısıyla eğer herhangi bir psikiyatrik problem varsa bunun gebelik öncesinde halledilmeye çalışılması tabi ki daha çok tavsiye ediliyor. Ağır kronik stres altındaki hastaların da bu süreçlerinin geçmesinden sonra daha rahat, daha huzurlu bir gebelik elde etmesini tavsiye ediyoruz.</p>
<p><strong>Önceden düşük yapmış kadınlar daha mı zor hamile kalır?</strong><br />
Önceden düşük yapmış kadınlar daha zor hamile kalmazlar, gebe kalabilirliklerinde herhangi bir farklılık olmaz. Fakat gebe kaldıklarında gebeliğin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesinde birtakım sorunlar yaşama olasılıkları var.</p>
<p><strong>Tekrarlayan düşükleri olan kadınlar dikkat etmeli</strong><br />
Özellikle 3 ve 3&#8242;ten fazla düşük yapmış, hasta grubunda sorunlar yaşanabilir. Ama tek bir kere düşük yapmış ve herhangi bir sağlık problemi saptanmamış olan hastalarda ne gebe kalabilmede ne de gebelik sırasında herhangi bir zorlanma beklemeyiz.</p>
<p>Tekrarlayan düşükleri olan hastalara özellikle kadın doğum uzmanına başvurmalarını ve gerekli testleri yaptırmalarını öneriyoruz.</p>
<p>Kaynak: internethaber</p>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/istediginiz-zamanda-hamile-kalin.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: İstediğiniz zamanda  hamile kalın'>İstediğiniz zamanda  hamile kalın</a> <small> Eğer bu yöntemi bilirseniz istenmeyen gebeliklerden kurtulur, istediğiniz ayda...</small></li></ol></p>
<p>Related posts brought to you by <a href='http://mitcho.com/code/yarpp/'>Yet Another Related Posts Plugin</a>.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogum.gen.tr/hangi-kadinlar-daha-zor-hamile-kalir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelik sırasında 10 tehlike işareti</title>
		<link>http://www.dogum.gen.tr/hamilelik-sirasinda-10-tehlike-isareti.html</link>
		<comments>http://www.dogum.gen.tr/hamilelik-sirasinda-10-tehlike-isareti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 05:55:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğum Genel]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[doğum kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik Belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte kanamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Kızlık Zarı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj tekniği]]></category>
		<category><![CDATA[kürtajın riskleri]]></category>
		<category><![CDATA[normal doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogum.gen.tr/?p=124</guid>
		<description><![CDATA[


Hamilelikte istenmeyen durumların birçoğu olay ortaya çıkmadan önce uyarı sinyalleri verir. İşte hamilelikte karşılaşılan 10 tehlike işareti
 





Hamilelikte istenmeyen durumların birçoğu olay ortaya çıkmadan önce uyarı sinyalleri verir. Bu belirtileri iyi bilmek hayat kurtarabilir. İşte Hamilelik sırasında 10 tehlike işareti:
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Alper Mumcu ‘tehlike işaretlerini’ anlattı.






1. Kanama:
Düşük tehlikesi, ablasyo (bebek henüz doğmadan [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/emziren-anne-daha-cabuk-kilo-veriyor.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Emziren anne daha çabuk kilo veriyor'>Emziren anne daha çabuk kilo veriyor</a> <small> Emzirme kilo vermenin en hızlı ve sağlıklı yollarından biri....</small></li></ol>

Related posts brought to you by <a href='http://mitcho.com/code/yarpp/'>Yet Another Related Posts Plugin</a>.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- ALL ADSENSE ADS DISABLED -->
<p><a href="http://www.dogum.gen.tr/wp-content/uploads/2010/05/130740.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-121" title="130740" src="http://www.dogum.gen.tr/wp-content/uploads/2010/05/130740-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<div><strong>Hamilelikte istenmeyen durumların birçoğu olay ortaya çıkmadan önce uyarı sinyalleri verir. İşte hamilelikte karşılaşılan 10 tehlike işareti</strong></div>
<div> </div>
<div>
<div>
<div>
<div><a href="http://www.internethaber.com/eylul-pasalari-duysun-isciler-taksimde-9780y.htm"></a></div>
<div>
<div><strong>Hamilelikte istenmeyen durumların birçoğu olay ortaya çıkmadan önce uyarı sinyalleri verir. Bu belirtileri iyi bilmek hayat kurtarabilir. İşte Hamilelik sırasında 10 tehlike işareti:</p>
<p></strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Alper Mumcu ‘tehlike işaretlerini’ anlattı.</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div>
<div id="news_content">
<p><strong>1. Kanama:</p>
<p></strong>Düşük tehlikesi, ablasyo (bebek henüz doğmadan plasentada ayrılma sürecinin başlaması), hormonal kanamalar, implantasyon kanaması (döllenen yumurtanın rahimduvarına yerleşmesiyle oluşan bir kanama).</p>
<p><strong>2. Pelvik ağrı ya da karın ağrısı: </strong></p>
<p>Düşük tehlikesi, dış gebelik, ablasyo, yumurtalık kistleri, erken hamilelikte rahmin büyümesine bağlı gerilme ağrısı.</p>
<p><strong>3. Geçmeyen sırt ağrısı:</strong></p>
<p>Düşük, erken doğum tehdidi, idrar yolu enfeksiyonları, hamilelikte görülen normal ağrılar.</p>
<p><strong>4. Sıvı gelmesi:</strong></p>
<p>Erken doğum tehdidi, zarların erken açılması, düşük, idrar kaçırma.</p>
<p><strong>5. Sağ üst karın bölgesinde şiddetli ağrı:</strong></p>
<p>Hellp Sendromu (Hamileliğin anne hayatını da tehlikeye atabilen en önemli komplikasyonlarından birisi hamileliğe bağlı hipertansiyondur. Kısaca PIH olarak adlandırılan bu durumun en ileri formu ise Hellp Sendromu’dur).</p>
<p><strong>6. Ellerde ve yüzde aşırı ve ani şişme:</strong></p>
<p>Hamileliğe bağlı hipertansiyon, normal şişlikler.</p>
<p><strong>7. Şiddetli baş ağrısı:</strong></p>
<p>Hamileliğe bağlı hipertansiyon,migren, sinüzit, diğer baş ağrısı sebepleri.</p>
<p><strong>8. Görme bozuklukları:</strong></p>
<p>Hamileliğe bağlı hipertansiyon. Hipertansiyon yoksa diğer nedenler araştırılmalıdır.</p>
<p><strong>9. Rahimde kasılma ve sertleşme:</strong></p>
<p>Erken doğum, mide problemleri.</p>
<p><strong>10. Fetal hareketlerin olmaması:</strong></p>
<p>Bebeğin sıkıntıda olması, fetal ölüm, bebeğin uyku hali, plasentanın ön tarafta yerleşmiş olması.</p>
<p><strong>PANİK YAPMAYIN</strong></p>
<p>Dr. Alper Mumcu “Sürekli bebeğiniz için endişelenip panik yapmayın. Çünkü rahat bir hamilelik geçirmenin en önemli şartı stresten uzak durmak” diyor.</p>
</div>
</div>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/emziren-anne-daha-cabuk-kilo-veriyor.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Emziren anne daha çabuk kilo veriyor'>Emziren anne daha çabuk kilo veriyor</a> <small> Emzirme kilo vermenin en hızlı ve sağlıklı yollarından biri....</small></li></ol></p>
<p>Related posts brought to you by <a href='http://mitcho.com/code/yarpp/'>Yet Another Related Posts Plugin</a>.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogum.gen.tr/hamilelik-sirasinda-10-tehlike-isareti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sezaryen mi normal doğum mu?</title>
		<link>http://www.dogum.gen.tr/sezaryen-mi-normal-dogum-mu-2.html</link>
		<comments>http://www.dogum.gen.tr/sezaryen-mi-normal-dogum-mu-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 05:49:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğum Yöntemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogum.gen.tr/?p=120</guid>
		<description><![CDATA[


Bir anne adayının en zor kararıdır. Peki hangi durumda hangi doğum türü tercih edilmeli? İşte yanıtı ve ikisi arasındaki farklar&#8230;
 
Ülkemizde neredeyse her iki doğumdan biri, sezaryenle gerçekleşiyor. Anne adaylarının sezaryeni tercih etmesinin nedenlerinin başında ise, çevreden duydukları doğum öyküleri geliyor. Normal doğum ile ilgili anlatılan doğum anıları doğum korkusuna, doğum korkusu da sezaryene olan talebi [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/sezaryen-mi-normal-dogum-mu.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Sezaryen mı Normal doğum mu ?'>Sezaryen mı Normal doğum mu ?</a> <small> Sezaryen ya da normal doğum, anne ve baba adaylarının...</small></li><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/sezaryen-mi-normal-dogum-mu-3.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Sezaryen mi normal doğum mu?'>Sezaryen mi normal doğum mu?</a> <small> Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Alper...</small></li><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/normal-dogum.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Normal Doğum'>Normal Doğum</a> <small> Normal Doğum Evreleri Doğum, ana rahminin ardı ardına gelen...</small></li></ol>

Related posts brought to you by <a href='http://mitcho.com/code/yarpp/'>Yet Another Related Posts Plugin</a>.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- ALL ADSENSE ADS DISABLED -->
<p><a href="http://www.dogum.gen.tr/wp-content/uploads/2010/05/130740.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-121" title="130740" src="http://www.dogum.gen.tr/wp-content/uploads/2010/05/130740-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<div><strong>Bir anne adayının en zor kararıdır. Peki hangi durumda hangi doğum türü tercih edilmeli? İşte yanıtı ve ikisi arasındaki farklar&#8230;</strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<div>Ülkemizde neredeyse her iki doğumdan biri, sezaryenle gerçekleşiyor. Anne adaylarının sezaryeni tercih etmesinin nedenlerinin başında ise, çevreden duydukları doğum öyküleri geliyor. Normal doğum ile ilgili anlatılan doğum anıları doğum korkusuna, doğum korkusu da sezaryene olan talebi artırıyor.<em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Gelişmiş ülkelerde yüzde 15-25 düzeyinde olan sezaryen ile doğum oranı Türkiye’de yüzde 50’ye çıkıyor. Anne adaylarının sezaryen ile doğumu tercih etmelerinde tıbbi gereklerden daha çok, korkular rol oynuyor. Doğumun 8-15 saate yayılan bir eylem olması ve ağrı korkusu, kadınları sezaryene itiyor. Ancak kadın doğum uzmanları bu durumun normal doğum lehine değişmesi gerektiğini belirtiyorlar. <strong>Acıbadem Kadıköy Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Tolga Ergin, “Normal doğumun sevdirilmesi, yaygınlaştırılması ve komplikasyonlarının engellenmesi, doğumu olması gerektiği gibi icra eden doğum uzmanlarının sayesinde olacaktır” diyerek, hamile ile doktoru arasında kurulacak güvene dayalı ilişkinin, korkuların üstesinden gelmede yardımcı olacağını söylüyor.</strong> Doğum şeklinin hamileliğin son aylarına bırakılmadan 20-24. haftalardan itibaren konuşulması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Ergin, doğuma hazırlık kurslarının da büyük önem taşıdığını anlatıyor ve ekliyor: “Burada en büyük sorun anne adayının korkusu. Daha önce doğum yapmış annelerin anlattığı doğum anıları, anne adayının korkmasına ve sezaryene meyil etmesine neden oluyor. Doğum eylemi uzun bir süreç ve doğum ağrısı, hakikaten şiddetli bir ağrıdır. Ancak bu ağrı nedeniyle sezaryeni tercih etmek doğru değil. Çünkü ağrısız normal doğum yapmak mümkün. Epidural anestezi sayesinde anne adayları ağrısız doğum yapabilirler. Epidural anestezi, doğum eyleminde veya sezaryen operasyonunda ağrı hissini ortadan kaldırmak için kullanılan özel bir bölgesel anestezi şekli. Genel anesteziden farkı, anne adayının işlem esnasında uyanık olması ve etrafında olup bitenleri tümüyle algılaması”.</p>
<p>Normal doğumun; ağrıların başladığı, rahmin gereken açıklığa ulaştığı, bebeğin ve plasentanın doğduğu üç evreye ayrıldığını anlatan Doç. Dr. Ergin, ağrı kesmede altın standardın epidural anestezi olduğunu vurguluyor. Epidural anestezi, omuriliğe belirli bir mesafede takılan katetere verilen ağrı kesici ile gerçekleştiriliyor. Ağrısız doğum için diğer bir seçenek ise suda doğum. Her Kadın-Doğum uzmanının eğitimini, normal doğum üzerine aldığını, dolayısıyla bu yöntemi desteklediğini vurgulayan Doç. Dr. Ergin, “Doğum yöntemine anne adayı ile birlikte karar verirsiniz, ancak onu zorlayamazsınız” diyor.</p>
<p><strong>SEZARYEN ÇEŞİTLİ RİSKLER TAŞIYOR</strong></p>
<p>Doğum süreci başladığında anne ve bebek de yakından takip ediliyor. Standart olarak annenin karnına takılan alıcılarla bebeğin kalp ritminin izlendiğini anlatıyor ve şöyle devam ediyor: “Bebek doğrudan da takip edebiliyor. Annenin rahim ağzı açıklığı belirli bir safhayı geçtikten sonra, bebeğin başına takılan elektrotlarla oksijen alımını ve kan akımını görebiliyor. Problem olduğunda, anında sezaryen yapabiliyor. Eğer hamilelik sırasında sezaryene karar verildiyse, bebeğin 39. haftadan önce alınmaması gerekiyor, aksi takdirde bebeklerde akciğer sorunu görülebiliyor. Sezaryeni “Pubik kemik denilen kemiğin 2-3 cm. üzerinden yatay olarak yapılan bir kesi” olarak tanımlayan Doç. Dr. Ergin, karın katlarının ardından uterusun kesildiğini ve bebeğin doğumunun bu yolla gerçekleştirildiğini söylüyor. Gelişen ameliyat teknikleri ve anestezi, iyileştirme süreçlerini etkilese de, sezaryende enfeksiyon, kanama ve pıhtılaşma sorunu görülme riski daha yüksek oluyor.</p>
<p><strong>NORMAL DOĞUMUN AVANTAJLI</strong></p>
<p>“Adı üstünde normal doğum” sözleriyle normal doğumun avantajlarından bahseden Doç. Dr. Tolga Ergin, “Sonuçta bu zamana kadar tüm memelilerin yaptığı doğum yöntemi. Anne çok çabuk iyileşiyor,  hemen ertesi gün bebeğin bakımı ile yakından ilgilenebiliyor. Hemen bebeğini emzirebiliyor. Bütün doğum sürecini yaşayan anne, duygusal açıdan yüksek bir seviyeye çıkıyor, özgüveni artıyor ve bu durum ona, psikolojik olarak avantaj sağlıyor.” diyor.</p>
<p><strong>SEZARYEN GEREKTİREN DURUMLAR</strong></p>
<p><strong>Doğrudan sezaryen uygulanması gereken durumlar:</strong></p>
<p>• Plasentanın önde olması ya da bebekten erken ayrılması.</p>
<p>• Bebeğin ters gelmesi.</p>
<p>• Annenin ıkınmasını engelleyecek kalp sorunları yaşaması.</p>
<p>• Bebek kordonunun önden gelmesi.</p>
<p>• Çok küçük ya da çok iri bebek.</p>
<p>• Uterusa miyomların alınması vs. gibi daha önceden cerrahi bir müdahale yapılmış olması.</p>
<p>• Aktif herpes (uçuk) bulunması.</p>
<p><strong>Normal doğum başlamışken sezaryen yapılması gerektiren durumlar:</strong></p>
<p>• Bebeğin oksijen alımının ve kalp ritminin bozulması.</p>
<p>• Baş, pelvis uyumsuzluğu denilen bebeğin başı ile annenin kemik yapısının uyuşmaması durumu.</p>
<p>• Rahim ağzının yeterli açıklığa ulaşmaması.</p>
<p>• Mekonyum, yani bebeğin ilk kakasını anne karnında yapması.</p>
</div>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/sezaryen-mi-normal-dogum-mu.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Sezaryen mı Normal doğum mu ?'>Sezaryen mı Normal doğum mu ?</a> <small> Sezaryen ya da normal doğum, anne ve baba adaylarının...</small></li><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/sezaryen-mi-normal-dogum-mu-3.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Sezaryen mi normal doğum mu?'>Sezaryen mi normal doğum mu?</a> <small> Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Alper...</small></li><li><a href='http://www.dogum.gen.tr/normal-dogum.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Normal Doğum'>Normal Doğum</a> <small> Normal Doğum Evreleri Doğum, ana rahminin ardı ardına gelen...</small></li></ol></p>
<p>Related posts brought to you by <a href='http://mitcho.com/code/yarpp/'>Yet Another Related Posts Plugin</a>.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogum.gen.tr/sezaryen-mi-normal-dogum-mu-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğumda Kontrolünde  Yeni Dönem</title>
		<link>http://www.dogum.gen.tr/dogumda-kontrolunde-yeni-donem.html</link>
		<comments>http://www.dogum.gen.tr/dogumda-kontrolunde-yeni-donem.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 19:36:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğum Genel]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[doğum kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[suda doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogum.gen.tr/?p=117</guid>
		<description><![CDATA[

Türk doktorların icat ettiği rahim içi alet doğum kontrolünde yeni başvurulacak bir yardımcı olacak.
 
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde geliştirilen rahim içi cihaz, ürettiği manyetik alanla sperm ve yumurtaların bir araya gelmesini engelleyerek, gebeliğin önünü kesiyor.
Turgut Özal Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Önder Çelik, manyetik alan oluşturarak [...]


No related posts.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- ALL ADSENSE ADS DISABLED -->
<div><strong>Türk doktorların icat ettiği rahim içi alet doğum kontrolünde yeni başvurulacak bir yardımcı olacak.</strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde geliştirilen rahim içi cihaz, ürettiği manyetik alanla sperm ve yumurtaların bir araya gelmesini engelleyerek, gebeliğin önünü kesiyor.</strong></p>
<p>Turgut Özal Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Önder Çelik, manyetik alan oluşturarak gebelik oluşumunu engelleyen ilk yerli malı rahim içi cihazı yaptıklarını ifade etti.</p>
<p>Laboratuvar ortamlarında ve hayvanlarda denenen cihazın başarılı olduğunu dile getiren Çelik, gerekli faz çalışmalarının yapılmasının ardından kadınlarda kullanılabileceğini belirtti.</p>
<p>Çelik, şu bilgiyi verdi:</p>
<p>&#8221;Günümüzde gebelikten korunma yollarından biri de rahim içi cihaz dediğimiz halk arasında &#8217;spiral&#8217; denilen cihazlardır. <strong>Gebeliği önlemede oldukça başarılı olan bu cihazları kullanan kadınlarda, cihazlara rağmen rahim içi veya rahim dışı gebeliklerle karşılaşabiliyoruz.</strong> Özellikle dış gebelik gelişen hastalarda cerrahi müdahale gerekebiliyor. Biz buradan hareketle bir rahim içi cihaz dizaynı geliştirerek, bu cihazın hiçbir şekilde gebeliğe müsaade etmemesi gerektiği düşüncesinden yola çıktık ve yaklaşık 4 yıllık çalışmamızı sonuçlandırdık.&#8221;</p>
<p><strong>-&#8221;SPERMİN HAREKET YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRİYOR&#8221;-<br />
</strong><br />
Çalışmalarının &#8221;Eur J Contracept Reprod Health Care&#8221; dergisinde yayınlandığını belirten Çelik, cihazı diğerlerinden ayıran özelliklerinin olduğunu kaydetti.</p>
<p>Doç. Dr. Önder Çelik, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Yeni cihazımız, bakırlı cihazın sahip olduğu her türlü özelliğe sahip. Ancak bu cihazı bakırlı cihazlardan ayıran en önemli özelliği manyetik alan üretmesi. Sperm ve yumurtanın bu manyetik alana takılarak bir araya gelmesinin engellenmesi ve gebelik oluşumunun bloke edilmesi önemli farklı özellik. Şu an henüz insanlarda kullanılmadı. Dışı silikonla kaplı cihaz, statik manyetik alan üretiyor. Sperm DNA&#8217;sı cihazın üretmiş olduğu manyetik alan tarafından etkilendiği için sperm hareket yönünü değiştiriyor. Tamamıyla yeni ve ilk kez bizim tarafımızdan dizayn edilmiş bir cihaz. Hayvanlarda kullandık. İnsan spermlerine karşı da etkisini laboratuvar ortamlarında deneyerek test ettik.&#8221;</p>
<p>Çelik, rahim içi cihazın tek çubuk halinde veya T şeklinde olmak üzere iki türlü dizayn edildiğini sözlerine ekledi.</p></div>


<p>No related posts.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogum.gen.tr/dogumda-kontrolunde-yeni-donem.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
