Uzmanların çoğu doğum yapmaya hazırlanan anne adaylarının tercihi olan sezaryen için “ancak tıbbi gerekçeler olması halinde yapılmalı” dese de geçtiğimiz yıllarda yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye’de tıbbi gerekçelerle yapılan sezaryen oranı yüzde 25’leri buldu. Hiçbir tıbbi gerekçe olmadan gerçekleşen sezaryen sayısının ise çok daha yüksek olduğu belirtiliyor.
HaberTürk’ün haberine göre, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Buyru, doktorların haklarında açılan davalardan çekindikleri için sezaryeni tercih ettiğini söylüyor ve birçok anne adayıyla doktorun tıbbi gerekçe olmadan sezaryene yönelmelerinin bazı özel hastanelerdeki oranı yüzde 80’lere çıkardığına dikkat çekiyor.
İri bebek doğumları
Anne adaylarının son yıllarda iri bebek doğurmalarına daha sık rastlandığını belirten Prof. Dr. Buyru sözlerine şöyle devam ediyor: “Günümüzde doktorlar, aleyhlerine açılan haklı ya da haksız davalar nedeniyle normal doğum yerine sezaryeni tercih ediyor. Çünkü iri bebeklerde normal doğum anında meydana gelen zedelenme sezaryende söz konusu olmuyor.”
Tıbbi gerekçe şart
İnsanların giderek aha az doğum yapması, vajinal doğumdan sonra idrar kaçırma ve cinsel fonksiyon bozukluğu gibi şikâyetlerin daha fazla dile getirilmesi, sezaryeni teşvik eden nedenler olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Buyru’ya göre tıbbi olarak değerlendirilen bazı durumlarda ise sezaryen tek tercih haline geliyor; Bebeğin ters ve başının yukarıda olması, yan durması, suyunun azlığı, tahmini ağırlığının 4 kilogramın üzerine çıkması, annenin şeker veya tansiyon hastası olması bu nedenler arasında bulunuyor.
27 views
1. Kanama:
Düşük tehlikesi, ablasyo (bebek henüz doğmadan plasentada ayrılma sürecinin başlaması), hormonal kanamalar, implantasyon kanaması (döllenen yumurtanın rahimduvarına yerleşmesiyle oluşan bir kanama).
2. Pelvik ağrı ya da karın ağrısı:
Düşük tehlikesi, dış gebelik, ablasyo, yumurtalık kistleri, erken hamilelikte rahmin büyümesine bağlı gerilme ağrısı.
3. Geçmeyen sırt ağrısı:
Düşük, erken doğum tehdidi, idrar yolu enfeksiyonları, hamilelikte görülen normal ağrılar.
4. Sıvı gelmesi:
Erken doğum tehdidi, zarların erken açılması, düşük, idrar kaçırma.
5. Sağ üst karın bölgesinde şiddetli ağrı:
Hellp Sendromu (Hamileliğin anne hayatını da tehlikeye atabilen en önemli komplikasyonlarından birisi hamileliğe bağlı hipertansiyondur. Kısaca PIH olarak adlandırılan bu durumun en ileri formu ise Hellp Sendromu’dur).
6. Ellerde ve yüzde aşırı ve ani şişme:
Hamileliğe bağlı hipertansiyon, normal şişlikler.
7. Şiddetli baş ağrısı:
Hamileliğe bağlı hipertansiyon,migren, sinüzit, diğer baş ağrısı sebepleri.
8. Görme bozuklukları:
Hamileliğe bağlı hipertansiyon. Hipertansiyon yoksa diğer nedenler araştırılmalıdır.
9. Rahimde kasılma ve sertleşme:
Erken doğum, mide problemleri.
10. Fetal hareketlerin olmaması:
Bebeğin sıkıntıda olması, fetal ölüm, bebeğin uyku hali, plasentanın ön tarafta yerleşmiş olması.
PANİK YAPMAYIN
Dr. Alper Mumcu “Sürekli bebeğiniz için endişelenip panik yapmayın. Çünkü rahat bir hamilelik geçirmenin en önemli şartı stresten uzak durmak” diyor.
96 views
Turgut Özal Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Önder Çelik, manyetik alan oluşturarak gebelik oluşumunu engelleyen ilk yerli malı rahim içi cihazı yaptıklarını ifade etti.
Laboratuvar ortamlarında ve hayvanlarda denenen cihazın başarılı olduğunu dile getiren Çelik, gerekli faz çalışmalarının yapılmasının ardından kadınlarda kullanılabileceğini belirtti.
Çelik, şu bilgiyi verdi:
”Günümüzde gebelikten korunma yollarından biri de rahim içi cihaz dediğimiz halk arasında ‘spiral’ denilen cihazlardır. Gebeliği önlemede oldukça başarılı olan bu cihazları kullanan kadınlarda, cihazlara rağmen rahim içi veya rahim dışı gebeliklerle karşılaşabiliyoruz. Özellikle dış gebelik gelişen hastalarda cerrahi müdahale gerekebiliyor. Biz buradan hareketle bir rahim içi cihaz dizaynı geliştirerek, bu cihazın hiçbir şekilde gebeliğe müsaade etmemesi gerektiği düşüncesinden yola çıktık ve yaklaşık 4 yıllık çalışmamızı sonuçlandırdık.”
-”SPERMİN HAREKET YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRİYOR”-
Çalışmalarının ”Eur J Contracept Reprod Health Care” dergisinde yayınlandığını belirten Çelik, cihazı diğerlerinden ayıran özelliklerinin olduğunu kaydetti.
Doç. Dr. Önder Çelik, şöyle devam etti:
”Yeni cihazımız, bakırlı cihazın sahip olduğu her türlü özelliğe sahip. Ancak bu cihazı bakırlı cihazlardan ayıran en önemli özelliği manyetik alan üretmesi. Sperm ve yumurtanın bu manyetik alana takılarak bir araya gelmesinin engellenmesi ve gebelik oluşumunun bloke edilmesi önemli farklı özellik. Şu an henüz insanlarda kullanılmadı. Dışı silikonla kaplı cihaz, statik manyetik alan üretiyor. Sperm DNA’sı cihazın üretmiş olduğu manyetik alan tarafından etkilendiği için sperm hareket yönünü değiştiriyor. Tamamıyla yeni ve ilk kez bizim tarafımızdan dizayn edilmiş bir cihaz. Hayvanlarda kullandık. İnsan spermlerine karşı da etkisini laboratuvar ortamlarında deneyerek test ettik.”
Çelik, rahim içi cihazın tek çubuk halinde veya T şeklinde olmak üzere iki türlü dizayn edildiğini sözlerine ekledi.
23 views