
Gerçekçi Beklentiler
Kardeş ilişkilerini anlayabilmenin il adımı, rekabetin nereden kaynaklandığını saptamak ve sizin beklentilerinizin gerçekçi olup olmadığını kontrol etmektir. Kardeşler arasında rekabet onalrın birbirlerine karşı hissettiklerinden değil, ebeveynleri tarafından sevilme ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır. Her çocuk en çok ve en iyi şekilde sevilmek ister. Belkide yiyeceğin kıt olduğu zamanlardaki mücadeleye benziyor, ama çocukların arasındaki mücadeleyi kamçılayan da anne ve babanın paylaşılamayan sevgisi, onayı ve ilgisidir. (Bu mücadele, onlar kötü, bencil ve soğuk kişiler oldukları için olmaz.) Kendi seçmedikleri kişilerle uzun süreler birlikte olan insanlar arasında anlaşmazlıklar olması çok doğaldır. Çocuklar doğuştan bu anlaşmazlıkları çözecek yeteneklere sahip değildirler ve olmalarıda beklenemez. Nesneleri, zamanı ve yeri paylaşma talebini ve çocukların pek de objektif olmayan adalet anlayışını biraraya getirirsek, kardeş rekabetinin son derece normal, doğal ve önlenemez olduğunu anlarız. Aslında Psikologlar kardeş çatışmalarının artık korkulacak kadar kötü olmadıklarını vurgulamaktadırlar. Tam tersine, çocukların uzlaşmayı, anlaşmayı ve empati kurmayı içeren sosyal ilişkikerini geliştirmeleri için zengin bir ortam oluşturduğunu düşünmektedirler. O halde ebevenylerin çatışmaları doğal karşılamaları, nedenlerini anlamaları, olabildiğince başetmeye çalışmaları ve her zaman iyi bir çift kulak tıkacına sahip olmaları gerekir..
Kaynak: Elizabeth Pantley
23 views

Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Remzi Aydın, bu soruların yanıtlarını verdi…
Gebeliğin son aylarından itibaren prolaktin hormonunun kandaki seviyesinde artış olur ve bununla beraber meme dokusunda süt üretimi başlar. Bu hormon kafatası içinde beyinin hemen altında bulunan hipofiz adlı bezden salgılanır. Doğumun gerçekleşmesi ile beraber gerek dokunsal uyarılar, gerekse bebeğin meme başını emme hareketleri okstosin denilen hormon kana salgılanarak süt kanallarında biriken sütün dışarı çıkmasını sağlar.
Bebeğin düzenli olarak emzirilmesi, bu sürecin devamını sağlamakla beraber süt üretimi için gerekli olan prolaktin hormonunun kandaki seviyesini yükseltir. Bu hormonun bir diğer görevi de bir bebeğin varlığını vücudun tüm organlarına, tabii ki overlere de duyurmaktır. Bu duyuruyu düzenli olarak alan yumurtalık, yeni bir gebeliğe yol açabilecek yumurtlama faaliyetine son verir. Cinsel istek azalır. Vagen kuruluğu gelişir. Bütün bu gelişmenin ana amacı büyüyen yeni nesli korumaktır. Bu nedenle “Süt korur” demek mümkündür.
BU YÖNTEMLE KORUNMANIN %98 – 99 ARASINDA BAŞARI OLDUĞU BİLDİRİLMİŞTİR
Ancak bu başarı oranını yakalamak için;
* Anne bebeği beslemek için ek gıda ve su kullanmamalı,
* Emzirme aralıkları gündüz 4, gece ise 6 saatten fazla olmamalı,
* Lohusalık kanamalarının bitmesinin ardından aybaşı kanamaları başlamamış olmalıdır.
“EKOLOJİK EMZİRME” İLE BAŞARI ORANINI YÜKSELTEBİLİRSİNİZ
İlk 6 aydan sonra başarı oranı belirgin olarak düşer. Başarı oranını, ilerleyen zamanlarda da yüksek tutabilmek için bazı kriterler belirlenmiştir. Bunlar karşılandığında ilk 6 aydan sonra, ilk adet görülünceye kadar olan başarı oranı %94 olarak bildirilmiştir. Ortalama olarak adet görmeye başlama 14 ay olarak bildirilmiştir. Bu kriterlerin karşılandığı doğum kontrol yöntemi de “EKOLOJİK EMZİRME” yöntemi olarak adlandırılmıştır. Belirlenen toplam 7 kriter şunlardır.
1. Doğumdan sonraki ilk 56 gün hariç, vaginal kanama olmamalıdır.
2. Emzirme ilk 6 ay için bebeğin tek beslenme kaynağı olmalıdır. Pompa kullanılmamalı, su dahi verilmemelidir.
3. Emzik kullanılmamalıdır. Bebeği sakinleştirmek için emzirme tercih edilmelidir.
4. Emzirme mümkün olduğunca sık ve uzun olmalıdır. Programlı aralıklarla emzirme yöntemi uygulanmamalıdır. Bebek her istediğinde meme verilmelidir.
5. Bebek gece anne ile beraber uyumalıdır. Fakat yapılan araştırmalar “ani bebek ölümü sendromunun” aynı yatakta uyuma ile artış görüldüğü bildirilmiş olduğu için ya gerekli olan önlemler alınmalı veya yatağın yanında ayrı bir bebek yatağında yatırılmalıdır.
6. Annenin gündüz de bebek ile beraber aralıklarla uyuması sağlanmalıdır. Anne ile bebeğin dokunsal beraberliğinin prolaktin hormon miktarını arttırdığı gösterilmiştir.
7. Bebek bakımı ile anne primer olarak ilgilenmelidir. Bir bakıcının uzun süreler ile bebek ile ilgilenmesi annenin bebekten uzaklaşmasına yol açabilir.
Fakat bütün bunların karşılanmasına rağmen en azından %6 başarısızlık oranı olduğu unutulmamalıdır. Her bünyenin duyarlılığı farklı olabileceği gibi bazen herhangi bir nedenle (işe başlama, meme başı çatlakları, bebeğin hastalıkları gibi) süt verme frekansı düştüğünde yumurtalığın çalışmaya başlaması sürpriz bir gebeliğe yol açabilir. Bu nedenle eğer bu tür sürprizleri istemiyorsanız siz, siz olun uzman doktorunuza danışarak sizi üzmeyecek başka bir doğum kontrol metodunu kullanın.
Kaynak: E-kolay
21 views

Gebeliğin son aylarından itibaren prolaktin hormonunun kandaki seviyesinde artış olur ve bununla beraber meme dokusunda süt üretimi başlar. Bu hormon kafatası içinde beyinin hemen altında bulunan hipofiz adlı bezden salgılanır. Doğumun gerçekleşmesi ile beraber gerek dokunsal uyarılar, gerekse bebeğin meme başını emme hareketleri okstosin denilen hormon kana salgılanarak süt kanallarında biriken sütün dışarı çıkmasını sağlar. Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Remzi Aydın anlatıyor.
Süt korur mu?
Bebeğin düzenli olarak emzirilmesi, bu sürecin devamını sağlamakla beraber süt üretimi için gerekli olan prolaktin hormonunun kandaki seviyesini yükseltir. Bu hormonun bir diğer görevi de bir bebeğin varlığını vücudun tüm organlarına, tabii ki overlere de duyurmaktır. Bu duyuruyu düzenli olarak alan yumurtalık, yeni bir gebeliğe yol açabilecek yumurtlama faaliyetine son verir. Cinsel istek azalır. Vagen kuruluğu gelişir. Bütün bu gelişmenin ana amacı büyüyen yeni nesli korumaktır. Bu nedenle “Süt korur” demek mümkündür.
BU YÖNTEMLE KORUNMANIN % 98 – 99 ARASINDA BAŞARI OLDUĞU BİLDİRİLMİŞTİR.
Ancak bu başarı oranını yakalamak için;
“EKOLOJİK EMZİRME” İLE BAŞARI ORANINI YÜKSELTEBİLİRSİNİZ
İlk 6 aydan sonra başarı oranı belirgin olarak düşer. Başarı oranını, ilerleyen zamanlarda da yüksek tutabilmek için bazı kriterler belirlenmiştir. Bunlar karşılandığında ilk 6 aydan sonra, ilk adet görülünceye kadar olan başarı oranı % 94 olarak bildirilmiştir. Ortalama olarak adet görmeye başlama 14 ay olarak bildirilmiştir. Bu kriterlerin karşılandığı doğum kontrol yöntemi de “EKOLOJİK EMZİRME” yöntemi olarak adlandırılmıştır. Belirlenen toplam 7 kriter şunlardır.
1. Doğumdan sonraki ilk 56 gün hariç, vaginal kanama olmamalıdır.
2. Emzirme ilk 6 ay için bebeğin tek beslenme kaynağı olmalıdır. Pompa kullanılmamalı, su dahi verilmemelidir.
3. Emzik kullanılmamalıdır. Bebeği sakinleştirmek için emzirme tercih edilmelidir.
4. Emzirme mümkün olduğunca sık ve uzun olmalıdır. Programlı aralıklarla emzirme yöntemi uygulanmamalıdır. Bebek her istediğinde meme verilmelidir.
5. Bebek gece anne ile beraber uyumalıdır. Fakat yapılan araştırmalar “ani bebek ölümü sendromunun” aynı yatakta uyuma ile artış görüldüğü bildirilmiş olduğu için ya gerekli olan önlemler alınmalı veya yatağın yanında ayrı bir bebek yatağında yatırılmalıdır.
6. Annenin gündüz de bebek ile beraber aralıklarla uyuması sağlanmalıdır. Anne ile bebeğin dokunsal beraberliğinin prolaktin hormon miktarını arttırdığı gösterilmiştir.
7. Bebek bakımı ile anne primer olarak ilgilenmelidir. Bir bakıcının uzun süreler ile bebek ile ilgilenmesi annenin bebekten uzaklaşmasına yol açabilir.
Fakat bütün bunların karşılanmasına rağmen en azından % 6 başarısızlık oranı olduğu unutulmamalıdır. Her bünyenin duyarlılığı farklı olabileceği gibi bazen herhangi bir nedenle ( işe başlama, meme başı çatlakları, bebeğin hastalıkları gibi) süt verme frekansı düştüğünde yumurtalığın çalışmaya başlaması sürpriz bir gebeliğe yol açabilir. Bu nedenle eğer bu tür sürprizleri istemiyorsanız siz, siz olun uzman doktorunuza danışarak sizi üzmeyecek başka bir doğum kontrol metodunu kullanın.
Kaynak: İnternethaber
23 views