İstediğiniz zamanda hamile kalın

İstediğiniz zamanda  hamile kalın

Eğer bu yöntemi bilirseniz istenmeyen gebeliklerden kurtulur, istediğiniz ayda hamile kalabilirsiniz.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Burcu Arslan, gebeliğe en elverişli günlerin nasıl hesaplanacağını anlattı.

Bir kadının hamile kalabilmesi için yumurtalıklarında düzgün bir yumurta oluşması, bu yumurtayı yumurtlaması ( ovulasyon ) ve yumurtlanarak overlerden (yumurtalıklardan) atılan bu yumurtanın tüpler tarafından yakalanılarak tüplerde sperm ile döllenmesi lazımdır.

Bir adetin ilk günü ile sonraki adetin ilk günü arasındaki süre kadının adet döngüsüdür (çoğu kadında bu süre 28 gündür).

Nasıl bir hesaplama yapmalı?

Bu süre hesaplandıktan sonra bulunan rakamdan 14 gün çıkarılır ve bu şekilde ortaya çıkan rakam bize adetin birinci gününden itibaren hesaplanmak koşuluyla yumurtlamanın olacağı tarihi verir.

Kadının en fertil (gebeliğe en elverişli) günleri yumurtlamanın olduğu gün ve bundan önceki üç gündür. Gebe kalma olasılığını hesaplarken spermlerin üç gün süreyle canlı kalabildiklerini ve yumurtanın da 24 saat canlılığını koruduğunu unutmamak gerekir.

“Emin günleri” hesaplamak amacıyla, spermlerin canlı kaldıkları süreyi yumurtlama periyodunun ilk kısmına, yumurtanın canlı kalacağı günü ise yumurtlama periyodunun son kısmına eklemek gerekir . Buna göre 30 günlük periyotta emin devre ilk yarıda 11. güne kadar devam eder. İkinci yarıda ise emin devre 21. gün başlar.

Bu sayıların akılda kalması kolaydır. Çünkü her iki günde de bir sayısı vardır. Bu kural her türlü adet periyotlarına uygulanır. Örneğin 32 günlük periyotta emin günler birinci devrede 13. güne kadar devam eder ve ikinci yarının 23. gününde yeniden başlar. 28 günlük periyotta bu sayılar 9. ve 19. günlerdir. Böylece kadının kendi döllenme tehlikesi olmayan günlerini hesaplaması çok kolaylaşır.

Kadın teorik olarak adet döngüsünün her gününde gebe kalabilir. Adet görülen günlerde ve adetten hemen birkaç gün öncesindeki günlerde gebe kalma olasılığı oldukça düşük olmakla beraber bu olasılık hiçbir zaman sıfır değildir. Takvim yöntemi kullanılacaksa bu gerçek göz önünde bulundurulmalı ve adet gecikmesi olduğunda gebelik olasılığı araştırılmalıdır.

Özellikle hamile kalmak isteyen bayanların ovülasyon günlerini daha kolay tespit etmelerini sağlacak bir yol daha var. Hamilelik şanısını artıran yumurtlama dönemlerinin tespitinde Tükürükten Ovulasyon Testi’ni kullanabilirler.Amerikadan gelen Avrupa Normlarına uygunluk belgelerine sahip olan test T.C.Sağlık Bakanlığı onaylıdır.

Test, istenildiği zaman ve her yerde kullanılabilme pratiği sağlıyor, sınırsız kullanım özelliğiyle de ekonomik bir tercih sunuyor.Bu testi eczanelerden temin edebilirsiniz.

Kaynak:  İnternethaber

42 views

6 Temmuz 2010 Saat : 5:12
Okunma 42
devamn oku

Hamilelikte yüksek tansiyona dikkat!

Hamilelikte yüksek tansiyona dikkat!

Hamilelikte yüksek tansiyon hem anne hem de bebek için tehlikeli. Gebelik zehirlenmesi olarak da bilinen hamilelik tansiyonu için en riskli dönem 27’inci haftadan sonra başlıyor. Sabahları yüzde ve göz kapaklarında şişme hastalığın en önemli belirtisi

27’inci haftada bebek, anne karnında ne durumdadır?

Dr. Alper Mumcu: Eğer rahim içine bir kamera yerleştirmek ya da direkt olarak gözlemek mümkün olabilseydi, bebeğin gözlerini görebilirdiniz. Bebeğin göz rengi bu haftada bellidir. Bebek göz açıp kapamaya başlar. Beyin olgunlaşması hızla devam eder ve sese verdiği tepkiler iyice artar. Boyu 25 santimetreye yaklaşır ve kilosu 1000 gram civarındadır.

Anne adayı neler yaşar?

Dr. Alper Mumcu:
İkinci trimesterın sonu olan 27’nci haftada solunum ve uyku problemleri yaşayabilir. Özellikle yatınca nefes darlığı ortaya çıkabilir. Bu durum bebeğe herhangi bir zarar vermez ancak anne adayı daha rahat edebilmek için geceleri yatarken yastık sayısını artırabilir. Çoğu anne adayı bu dönemlerde uykunun dinlenmeden çok sıkıntı yarattığını söyler. Bilinç altında yaşanan endişeler uykuda kabus olarak kendini gösterebilir. Hatta uykuya dalmada büyük zorluklar yaşanabilir. Tecrübeli anne adayları yatmadan önce yarım saatlik bir yürüyüşün çok faydalı olduğunu iddia ediyor. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da kan basıncı. Gerçi doktor her kontrolde tansiyon ölçer ancak anne adayı da 3-4 günde bir bunu tekrarlamalı. Çünkü halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak da bilinen preeklempsi (hamilelik hipertansiyonu) için en riskli dönem başlar. Rutin kontrollerde yapılan ultrason incelemelerinde artık bebek bir bütün olarak görülmez. Bebek bütün olarak değil kısım kısım incelenir. Yapılan ölçümlerle kilosu gerçeğe yakın ölçülerde tahmin edilebilir.

28’inci haftada neler olur?

Dr. Alper Mumcu: Bu haftayla birlikte gebeliğin en zor dönemlerinden biri olan üçüncü trimester yani son üç aya girilmiş olur. Bu haftada bebek hızla büyümeye devam edecek ve rahim içini mümkün olduğunca dolduracak. Rahim büyüklüğü neredeyse kaburgaların seviyesine ulaşır. Bu haftada bacaklardaki varislerde artış ve şişme olabilir. Yine hemoroid problemi olan anne adaylarında bu sorun kötüleşebilir, ya da bacaklarda sık sık kramplar ortaya çıkabilir. 28’inci haftada doktor glukoz (şeker) yükleme testi isteyecektir. Bu testin amacı gebelikte ortaya çıkan şeker hastalığını yani gestasyonel diyabeti araştırmaktır. Yine bu haftada kan uyuşmazlığı olanlar doktora bunu hatırlatmalı. 28’inci haftada bebek sürekli uyuma ve uyanma dönemleri geçirir. Zaman zaman gözlerini açıp kapayabilir. Kaşları gelişimini tamamlamıştır. Vücudu yağ depolamaya devam eder. Bu yağlar doğduktan sonra kendi vücut ısısını ayarlamada oldukça önemlidir. Anne adayları bu haftada bebekle rahatça konuşabilir, çünkü bebek artık annesinin sesini tanır.

29’uncu haftada anne adayı ve bebekte ne tür  değişiklikler görülür?

Dr. Alper Mumcu: Bebeğin artık kafası ve gövdesi arasındaki oran normale yakındır. Bebek kendi vücut ısısını ayarlayabilme yeteneğine sahiptir. Kemik iliğinde sürekli kırmızı kan hücreleri yani alyuvar üretir. Gözleri ise hareket etmeye başlar. 29’uncu haftaya gelindiğinde anne adayları hamileliği artık iyice hissetmeye başlar. Bu haftalarda karın cildinde kaşınmalar hissedilmesi normal. Bunun yanı sıra karın içi basıncındaki ve dolaşım sistemindeki değişikliklerin sonucunda hemoroid (basur) problemi görülebilir. Ayrıca nefes darlığı, midede yanma, bacaklarda kramplar gibi yakınmalar ortaya çıkabilir. Bunların hepsi geçicidir ve tedaviyle üstesinden gelinebilir.

ASPRİN RİSKİ AZALTIYOR

Hamilelik hipertansiyonu nedir?

Halk arasında gebelik zehirlenmesi diye bilinen bu hastalığa biz tıp dilinde preeklempsi deriz. Hipertansiyon diyebilmek için bazı kriterler var. Büyük tansiyonda 30 mmHg’lik veya diastolik adi verilen küçük tansiyonda 15 mm Hglık artış ya da kan basıncının 140/90 mmHg’nın üstünde olması hipertansiyon olarak adlandırılır.

Kaçıncı haftada ortaya çıkar?

Hamilelik hipertansiyonu 20’inci haftadan sonra ortaya çıkar ve idrarda protein atımı ya da ödemle birlikte görülür. Kendi içinde hafif, orta, şiddetli ve eklempi olarak 4 sınıfa ayrılır. Gebelik hipertansiyonu her 100 hamileden 10’unda görülür. Şiddetli gebelik hipertansiyonunun görülme sıklığı yüzde 1, en ağır formu olan eklemsi 1000’de 1’dir.

Kimler risk altında?

Daha önceden gebelik hipertansiyonu öyküsü olanlar, şeker, böbrek hastalığı gibi sistemik hastalığı olanlar, çok genç ya da 35 yaşın üzerinde olanlar, çoğul gebeliği olanlar risk altınadır. Nedeni tam olarak bilinmediği için ileride gebelik hipertansiyonu gelişip gelişmeyeceğini önceden saptamak pek mümkün değil.

Belirtileri neler?

Çoğu zaman hafif hipertansiyon bir belirti vermez, rutin kontroller sırasında fark edilir. Ellerde ve ayaklarda şişmeler, yüzüklerin dar gelmesi en sık rastlanılan şikayettir. Özellikle sabahları uyanıldığında yüzde ve göz kapaklarında şişme ilk belirti olabilir. Yüksek tansiyon annede kasılmalara, beyin kanamasına ve körlüğe neden olabilir. Böbreklerdeki hasara bağlı olarak böbrek yetmezliği ortaya çıkabilir. Yine kalp yetmezliğine, karaciğer problemlerine sebep olabilir. Bebekte ise en sık karşılaşılan sorun gelişme geriliğidir.

Tedavi edilebilir mi?

Hafif ve orta derecede gebelik hipertansiyonu takiple uygun gebelik yaşına kadar getirilebilir. Şiddetli vakalarda amaç kasılmaların önlenmesidir. Bu amaçla hasta hastaneye yatırılır ve değişik tedaviler başlanır. Hastalığı önlemek için risk altındaki gebelerde düşük doz aspirin tedavisi giderek popüler hale geliyor. Eğer gebelik öncesinden beri var olan bir kronik hipertansiyon varsa bu durumda yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar kullanılabilir.

Kaynak: Posta Gazetesi

25 views

8 Haziran 2010 Saat : 12:28
Okunma 25
devamn oku

Sezaryen mi normal doğum mu?

Sezaryen mi normal doğum mu?

Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Alper Mumcu, hamileliğin ilk ayından doğuma kadar olan süreci anlatıyor…

Uzmanlar ‘Sezaryen mi, normal doğum mu?’ sorusunu “Eğer tıbbi bir sorun yoksa normal doğum tercih edilmeli” diye yanıtlıyor. Bebeğin fazla iri olması, rahimde yan pozisyonda durması ve kordon sarkması sezaryeni zorunlu kılıyor

39’uncu haftada gebelik nasıldır?

Dr. Alper Mumcu: Oksijen ve besin maddelerini bebeğe taşıyan göbek kordonunun uzunluğu yaklaşık 50, kalınlığı ise 1.3 santimetre civarındadır. Bebeğin ağırlığı 3 kilonun üzerindedir ve rahimin büyük bir kısmını doldurur. Anne adayından geçen antikorlar bebeğin doğum sonrası en az 6 ay süreyle enfeksiyonlara karşı mücadelesinde yardımcı olacaktır. Son haftada amniyon zarı her an açılabilir ve anne adayının suları gelebilir.

40’ıncı haftada neler olur?

Dr. Alper Mumcu: Anne adayı herhangi bir ağrı hissetmese de rahim ağzı yavaş yavaş açılmaya başlamış olabilir. Normal sancıların başlamasıyla rahim ağzındaki açıklık ve incelme de artmaya başlar. Açıklık 10 santimetre olduğunda doğumun ilk evresi tamamlanmıştır. Daha sonra ikinci evre yaşanır ve bebek dünyaya ‘Merhaba’ der.

Hamilelik  41’inci haftaya sarkabilir mi?


Dr. Alper Mumcu:
Evet. Bunda beklenen doğum tarihinin hatalı hesaplanması rol oynayabilir. Son adet kanamasının başladığı günden eminseniz ve bebeğinizin ölçümleri de tüm gebeliğiniz boyunca bu tarihle uyumlu olarak saptandıysa gerçekten bebeğiniz geç kalmış demektir. Özellikle ilk bebeğini bekleyenlerde doğum gecikebilir. Bu haftadan sonra doktor anne adayını daha sık, hatta 3 günde bir görmek isteyebilir.

Her kontrolde ultrason ile bebeğin hareketlerini takip edip, amniyon sıvısının miktarını kontrol edilir ve daha sonra non stress test uygulanır. Genelde bebeklerde sorun yaşanmazken anne adaylarında yorgunluk ve bıkkınlık gözlenir. Miat dolduktan sonra bebeğin amniyon sıvısı giderek azalabilir. Bu durum göbek kordonunun sıkışmasına ve bebeğe giden kan ve oksijen miktarında azalmaya neden olabileceğinden önemlidir.

Doktor doppler ultrasonografi ile bebeğe giden kan akımlarında bir düşüş olup olmadığını kontrol eder. Aynı şekilde plasentada da yaşlanma belirtileri ve fonksiyon kaybı ortaya çıkabilir. Bebek artık daha fazla yağ biriktirmediğinden Eİkilosu azalabilir. Anne adayları bebek hareketlerini mutlaka saymalı.

SANCI 15-20 DAKİKA ARALIKLARLA GELİYOR

Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Başkanı Dr. Cihangir Yılanlıoğlu anlattı:

Normal doğum nedir?

Bebeği annenin doğum kanalı yoluyla dünyaya getirmesidir. 3 evreye ayrılır. 1, sancıların başlamasından açıklığın tam olmasına kadar süren ilk evre. 2, bebeğin doğuşu. 3, plasentanın (eş) doğuşu.

Doğum ne zaman başlar?

Doğumun 3 önemli belirtisi var: 1) Nişan: Sancılar başlamadan önce gelen az miktarda kanlı, yapışkan veya jöle görünümünde az bir akıntıdır. 2) Sancılar: Belin alt orta kısmında başlayıp her iki taraftan kasıklara iner. Sancının en önemli özelliği, belli aralıklarla tekrar etmesidir. Başlangıçta 15-20 dakika aralıklarla gelir ve en az 20 saniye kadar sürer. 3) Suların gelmesi: Bebeğin içinde bulunduğu su kesesi genellikle doğum yaklaşıncaya kadar bütünlüğünü korur. Bu durumda hekim ya da ebe tarafından açılır. Ama bazen su kesesi sancı ve nişan gibi belirtilerden önce kendiliğinden açılabilir. Bu durumda hasta aniden bardaktan dökülmüş gibi bir ıslaklık hisseder. Önemli bir belirtidir, hemen hastaneye başvurmak gerekir.

Normal doğumun avantajları neler?

Günlük hayata dönüş daha hızlı olur. Sezaryen sonrası hareketler daha kısıtlıdır. Normal doğumdan sonra vücudun özellikle de karnın şekle girmesi sezaryene oranla daha iyi ve çabuk olur. Normal doğumdan sonra dikiş yapılmışsa biraz ağrı olabilir, ancak neredeyse tamamen ağrısız bir lohusalık dönemi vardır. Sezaryende ise ağrı ilk gün biraz rahatsız edicidir ve kuvvetli bir ağrı kesici gerektirir.

Sezaryen çoğunlukla genel anestezi altında gerçekleştirilir. Genel anestezide çok nadir de olsa (10 binde 1) annenin hayati riski var. Bir başka önemli nokta da şu: Birçok anne sezaryen olduktan sonra bebeğin doğum anına şahit olamama ve hemen o anda bebeği kucağına alamamanın eksikliğini dile getirir. Ayrıca sağlıklı bebeklerde doğumdan sonra kısa süren bir solunum sıkıntısı ortaya çıkabilir. ‘Yenidoğanın geçici takipnesi’ dediğimiz bu sorun sezaryende daha sık görülür.

Ne zaman sezaryen uygulanmalı?

Plasenta (eş) bebekten önce geliyorsa, bebek annenin doğum kanalına göre fazla iriyse, bebek rahimde yan pozisyonda duruyorsa ve kordon sarkması varsa sezaryen uygulanır. Doğum biliminde relatif (göreceli) dediğimiz bazı gereklilik halleri de var. Örneğin bebeğin ters gelmesi, özellikle ilk doğumda sezaryen nedeni sayılır. Ancak bebeğin ağırlığına bağlı olarak bazı doğumcular vajinal doğuma gidebilir. Hiçbir sorun olmasa da, bazen normal doğum sırasında sıkıntılar ortaya çıkabilir.

Örneğin sancılara rağmen bebek ilerlemeyebilir. Bu durumda da sezaryene başvurulur. Modern hastanelerin hepsinde elektronik monitörlerle bebeğin kalp atışları doğum sancıları sırasında takip edilebiliyor. Eğer bebekte bir sıkıntı ortaya çıkarsa, vajinal doğum için uzun süre geçecekse sezaryen yapılmalı.

Epidural doğum nedir?

Doğum ağrılarını gidermede kullanılan en etkili yöntem. İşlemi şöyle özetleyebiliriz: Bel bölgesine önce lokal anestezi yapılır. Daha sonra bir anestezi uzmanı, omuriliğe birkaç kat uzakta bir aralığa özel bir iğne yapar. İğnenin içinden geçirilen ince bir plastik tüpün ucu bu aralıkta bırakılır ve iğne çekilir. Bu tüpten birkaç saatte bir ihtiyaca göre ilaç verilir. Böylece sancıların başlamasından doğuma kadar geçen ilerleme süresi boyunca, doğum sırasında ve doğum sonrasında ağrı duyusu engellenmiş olur.

İşlem sırasında ağrı hissedilmez. Bu yöntem ağrıyı kesmek için kullanılır, rahim kasılmalarını engellemez. Dolayısıyla doğumu geciktirmez. Epidural uzman ellerde tamamen emniyetli bir yöntem. Felç gibi bir durum söz konusu değil. Epidural sezaryende de kullanılabilir. Epidural, sezaryen doğumlarda operasyon sonrası ağrıları tamamen engelleyebilir. Sezaryenden sonra annelerin birçoğu bebeklerine hemen dokunamadıkları için eksiklik, üzüntü duyar. Epidural sezaryende ameliyathanede doğan bebek, uyanık olan ama operasyonu hissetmeyen anneye hemen gösterilir.

Kaynak: Posta Gazatesi

42 views

8 Haziran 2010 Saat : 12:24
Okunma 42
devamn oku
Son Yazılar FriendFeed
reklam
seo kitabi
reklam
reklam

Tavsiye Bağlantılar